Savaşın Yaralarını Yarım Asırlık Sanatı İle Sarıyorlar » DevhaberDevhaber

21 Şubat 2024 - 17:12

Savaşın Yaralarını Yarım Asırlık Sanatı İle Sarıyorlar

Son Güncelleme :

21 Haziran 2019 - 12:50

149 views
Savaşın Yaralarını Yarım Asırlık Sanatı İle Sarıyorlar

DEVHABER  –  İç savaş dolayısıyla ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeli Hasna ve Muhyiddin çifti, yarım asırlık hat sanatını mülteci olarak yerleştikleri Gaziantep’te devam ediyor.

Suriye’de 2014 yılında iç savaştan dolayı Halep’ten Gaziantep’e göç eden Hasna Tahhan ve Muhyiddin El Bedinciki çifti savaşın iç dünyalarında oluşturduğu yaraları hat sanatıyla tedavi ediyor. Kendilerine savaştaki zor günleri unutturan Gazianteplilerin misafirperverliğine karşılık olarak onlara hat sanatını öğreterek teşekkür ettiğini söyleyen El Bedinciki’nin hedefi Gaziantep’teki bu sanatın yayılmasını sağlamak.

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaşla birlikte milyonlarca Suriyeli yurtlarını terk ederek farklı ülkelere farklı şehirlere göç etmek zorunda kaldı. İç savaş dolayısıyla ülkelerinden göç etmek zorunda kalan milyonlarca Suriyeliden biri olan Halep’li Hasna Tahhan ve Muhyiddin El Bedinciki çifti 2014 yılından beri yaşamlarını sürdürdükleri Gaziantep’te hat sanatı ile tutunuyorlar. Suriye’de yaşadıkları süre boyunca bu sanatı icra etmeyen Tahhan da eşi sayesinde hat sanatı öğrenerek adeta savaşın izlerini siliyor. Savaşın acısını ve çocuklarına olan özlemini hatla bastıran Tahhan ve El Bedinciki, yarısını atölyeye dönüştürdükleri 10 metrekarelik yatak odalarında sırt sırta verip hat çalışarak kokusu burunlarında tüten Halep’e dönecekleri günü bekliyorlar.

‘Acılarımı hat çalışarak unuttum’

Güney24 e konuşan Suriyeli çift ülkelerinde yaşanan olaylardan duydukları acıları ve memleket özlemini hat çalışarak bastırmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Geçmişi çok eskiye dayanan hat sanatıyla ilgili Suriye’de çok sayıda sergiye ve etkinliğe katıldığını belirten Hasna Tahhan, savaştan dolayı Gaziantep’e göç etmeleriyle birlikte ruhsal anlamda sorunlar yaşadığını kaydederek sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’deyken boş vaktim hiç yoktu. Burada yaşadığım boşluk bana her biri ayrı bir ülkede olan çocuklarımı ve torunlarımı hatırlattı. Yine terk ettiğim akrabalarımı da hatırlattı. Harekete geçmem lazımdı. Ne öğrenecektim? Yanımda eşim yani hocam vardı. Bana ‘hat sanatını öğret’ dedim. Hat sanatını Rika hattından öğrenmeye başladım. Zor koşullar içinde öğrendim yani kolay bir ortamda öğrenmedim, sıfırın altından başladım. Çok zor koşullarda hat sanatına devam edip gece gündüz bu durumu severek aşkla hat çalıştım. Uzaktaki çocuklarımı ve acılarımı unutmak için çalıştım. İnsan çocuklarını unutmaz ama bu uğraş ile içinde olduğum boşluğu doldurmaya çalıştım. İlk olarak kalem tutmasını öğrenerek Rika hattını sonra Divani ve Sülüs hattını öğrendim. Sülüs hattı zor bir hat. Ama çok şükür zorlukları çevirdim. Eşim hattımı beğendi ve bana hat icazeti verdi.”

‘Eserlerimle sergilere katılıyorum’

Gaziantep’i Halep’e yakın olmasından dolayı tercih ettiklerini aktaran Tahhan, eşi gibi kendisinin de artık öğrencileri olduğunu başkalarına hat öğrettiğini anlatan Tahhan, “Tüm işlerim çalışmalarım gönüllülük esasında. Çevremdeki insanlara hattan hediyeler veriyorum. Çalışmalarımı sergilerde sergiledim. Şu an İstanbul’da bir sergim var. Hatta levhalarımı yedinci ayda olacak İstanbul’daki sergi için hazırladım. Ayrıca Gaziantep’te de şu an iki sergiye katıldım. Levha ve tezhip üzerinde çalışıyorum” dedi.

‘4 Antep’li talebeye hat icazeti verdim’

Hat sanatını 13 yaşında dayısından öğrenmeye başladığını anlatan El Bedinciki, 1977 yılına kadar aldığı eğitimlerin sonunda hat icazeti alabildiğini söyledi. Antep ile Halep’in havasının birbirine çok benzer olmasından kaynaklı Antep’e geldiklerini dile getiren El Bedinciki, “Suriyeli ve Antepli talebelere hat dersi verdim. Hatta üçü erkek biri kadın olmak üzere dört Antepli talebeye hat icazeti verdim. Halep’te iken levhalarımda tezhip çalışıyordum fakat onlar Fatımî üslubuydu. Türk usulü tezhibi çok seviyorum fakat Halep’te bu üslup üzerine bir kurs yok. Buraya gelince Türk üslubu tezhip öğrenmeye başladım. Bu üslubu öğrenmeye başlayalı 9 ay oldu. Şu an Allah’a şükür tezhip öğreniminde önemli bir yol kat ettim. Hat sanatında levhalarda dini ibareler, Kur’an-ı Kerim’den ayetler ve hadis-i nebeviden ibareler yazıyorum. Ayrıca buraya geldikten sonra Antepli kardeşlerimizin sevdiği ibareleri de yazmaya başladım” diye konuştu.

‘Hat sanatının yanında ebru sanatı da yapıyorum’

Hattın yanı sıra 25 yıldır ebru sanatı üzerinde de çalıştığını sözlerine ekleyen El Bedinciki, Suriye’de bu sanatın hiç bilinmediği gibi kendisinin Halep’te hat sanatı ile ebru sanatını birleştirdiğini vurguladı. Gaziantep’te olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade eden El Bedinciki, “Mesela otobüse bindiğimde büyük küçük bana hemen yer gösteriyorlar mesela bu kültür gerçekten çok güzel bir kültür. Hiç şüphesiz vatanımız savaşta. İlk vatanım Suriye ve ikinci vatanım Türkiye. Ben Türkiye’yi çok önceden beri seviyordum ve Allah takdiri Türkiye’de oturmak nasibimde varmış. Burada 5 sene yaşadık ve daha 10 sene yaşar mıyız bilmiyoruz. Bu röportaj vesilesiyle Antep halkına Suriyeli muhacirleri korudukları için teşekkür ediyorum. Hiç şüphesiz ki Türkiye’de büyük hat ustaları mevcut ve özellikle İstanbul şehrindedir. Ben onları büyük bir saygı gösteriyorum. Zira Gaziantep’te hattat çok çok az. İnşallah burada ki usta sayısını artırabilirim” ifadelerini kullandı.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.