Kirlettiğiniz bütün güzelliklerden uzak durun. » DevhaberDevhaber

20 Eylül 2020 - 23:33

Kirlettiğiniz bütün güzelliklerden uzak durun.

Son Güncelleme :

24 Haziran 2020 - 21:53

Kirlettiğiniz bütün güzelliklerden uzak durun.

Yazdım, çizdim, karaladım ama bir türlü olayları rayına oturtacak kelime cümle veya herhangi bir ifade aracı bulamadım. Neler yaptım, ne çabalar sarf ettim, ne geceyi gündüz gündüzleri ise gece yaptım ama yine de bir çözüm bulamadım. Oturup düşündüm olmadı, taşı toprağı altın dedikleri o şehr-i İstanbul’u cadde cadde  sokak sokak dolaştım, yine olmadı bir sokak lambası altında oturup düşünsen aklına neler neler gelir ama o durumda bile hiçbir şey bulamadım.
Aldım başımı, bir sahil kıyısına tünedim bir kuş misali, tam seyredalmışken alemi o güzel esinti ve dalgaları ki.
Ne deniz dalgaları çıkabildi işin içinden, ne de en derinindeki okyanus canlıları, ne bir sokak hayvanı çözüm bulabildi bu işe ne de İnsan zekasına hayran bırakan  bir profesör…
Görmüyor, duymuyor, konuşamıyor hiçbir şey düşünemiyorum, üç maymunu değil, 5 maymunu değil, milyonlar trilyonlar hatta kattrilyonlar maymunu oynar olduk. Çünkü bu olayları görmemek için, ya gerçekten kör, sağır ve dilsiz olmak gerekir ya da umursamaz bir tavrın pençesinde olması gerekir vicdanının.
Bir Kadın, kendi kanıyla failin adını verdi.
Utandık mı?
Evet.
Kınadık mı?
Ziyadesiyle.
Zaten bu ülkede, bir şey olduğu zaman ya kınanır, ya da utanılır, ama hiçbir zaman cezası layıkı ile kesilmez. Hiçbir zaman, caydırıcı bir cezası olmaz bu işin. Farkındayım, çok fazla soru sordum ama, neden olduğuna hala bir çözüm getiremedik.
Onca insan toplandık, onca kişi yürüyüş yaptı, onca kişi eylem yaptı, onca kişi…
Ama yine de bir çözüm bulunamadı.
Olmuyor.
Her gün uyandığımızda, Güneş bugün bizim için doğacak diyoruz ama olmuyor.
Bugün bir çocuk kayboluyor, yarın o çocuğun çığlığında bir kadın katlediliyor, bir ağaç susuz kalıyor, ve bir hayvan kısırlaştırılmasısebebiyle kuyruğu veya kulağı kesiliyor veya canice taşlanıyor.
Ama biz yine de bir çare, bir çözüm bulamıyoruz.
Hatta bunun neden yapıldığını bile kanıtlayamıyorum, açıklayamıyoruz.
Hani beyaz iyilik, siyah kötülüktür ya işimize geldiği gibi tabi. O renkler insan tenine nüksederse o iyilik, bir güzel kötülüğe bürünüp siyahı ezebiliyor, hatta katledebiliyor.
O kadar ki aciziz ki.
Bir çocuğun gülümsemesinde ki, o Umut, o Işık, o heyecan, ve o hayat dolu neşe hiç kimseye sıçramayamıyorken, o kötülük nasıl oluyorda sıçrıyor ve düştüğü yeri bir alev topu misali sarıyor. Bir hayvanın sırf ona mama  verdin doyurdun diye sana olan sadakati hiç kimse sana göstermiyor. İnsansın oysa,  hani Kainattaki bütün varlıkların en üstünde gelen varlık var ya, işte tam  da o’sun! Ama vicdanen yoksun, zeka ile yoksun, bir çift gözün  var ama görmekten yoksun, bir çift kulağın var ama duymaktan yoksun, sonra iki göz ve iki kulağın olmasına rağmen, tek bir dilin var yeri geldiği zaman, en iğneleyici sözlere bile ev sahipliği yapıp konustuğun  o dilin, konuşmaktan yoksun, bunların yanı sıra kalp ve beyin infilak etmişdurumdadır.
Peki neden?
Neden  bunları yapıyoruz?
Neden bunları yapanlara göz yumuyor, susuyoruz duymuyoruz.
Gözlerimiz kör değil, kulaklarımız sağır değil, ve biz dilsiz değiliz ama biz bunları yaptıkça yalnızca bunlardan değil, karakterden de yoksunuz.
Bir söz, bir kelime, bir cümle, bir Destan veya bir roman bile bunlara aydınlık getiremeyecek. Çünkü çağımızın gereksiz bir yapısı var, ve o gereksiz yapı içersinde kadın, doğa, insanlık, çocukluk, haylazlık, mutluluk, renklerin gölgesinde kirlenmiş bir gökkuşağı, insanlığa dair ne varsa o vicdansızlık, hepsini aldı ve sanki hiç gelmeyecek diyarlara götürdü.
Oysa bize göre sevgi kuşun kanadındaydı,
Siz o kuşu vurdunuz.
Oysa sevgi soluk alışımızdaydı,
O koca ellerinizde kestiğiniz.
Ve hatta sevgi bizim gözümüzün kökündeydi,
Bir bakışınızla ferini aldığınız.
Ne diyeyim…
Sevgi göğün yüzündeydi,
Vurduğunuz kuşların kanıyla kirlettiğiniz.
Ne diyeyim…
Can ala ala , nefes kese kese, bitiremediğiniz helalim dediğiniz o sevgiyi harama dönüştürdünüz ya işte o haramda boğulun.
Direği olduğunuz yuva’nın başımuza yıkıldığı o enkaz altında can verin tıpkı bizim gibi.
Aslında ne yuvamızın direği olun.
Ne de evinizin erkeği olun.
Ne helaliniz olalım ne de karatoprağın.
Namusunuz da olmayalım hatta.
Çünkü namus dediğin biri için değil kendin için koruduğun birşeydir.
Rıza senindir ama, bu rıza’ya kara drliller getirmekte sizin işinizdir.
Eğer mümkünatı varsa. Ziyadesiyle zahmette olacak ama.
Kirlettiğiniz bütün güzelliklerden uzak durun.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.