Kılıçdaroğlu: 40 yıldır siyasi otorite Kürt sorununu çözmedi; ben bu sorunu demokratik standartlar içinde ve Türkiye'nin bağımsızlığı çerçevesinde çözeceğime söz veriyorum » DevhaberDevhaber

28 Kasım 2020 - 16:19

Kılıçdaroğlu: 40 yıldır siyasi otorite Kürt sorununu çözmedi; ben bu sorunu demokratik standartlar içinde ve Türkiye’nin bağımsızlığı çerçevesinde çözeceğime söz veriyorum

Kılıçdaroğlu: 40 yıldır siyasi otorite Kürt sorununu çözmedi; ben bu sorunu demokratik standartlar içinde ve Türkiye’nin bağımsızlığı çerçevesinde çözeceğime söz veriyorum
Son Güncelleme :

28 Temmuz 2020 - 15:57

26 views

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 40 senedir siyasi otoritenin Kürt sorununu çözemediğini belirterek, iktidara geldiklerinden kendilerinin demokratik yolla ve Türkiye’nin bağımsızlığı çerçevesinde sorunu çözeceğini belirtti. 

DEVHABER- Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu.

“800 haftadır bir grup anne evlatlarını arıyor, o annelerin sesini duymayanlara ben insan demem”

Kılıçdaroğlu, Kimse umutsuzluğa kapılmasın, önümüzdeki süreç parlak.Yeter ki sandığı koysunlar, koyarlar mı bilmiyorum. Cesareti varsa sandığı koyar. Herkes boyunun ölçüsünü alır. Mersin’de kazada hayatını kaybeden şehitlerimiz için başsağlığı diliyorum. Anneler evlatlarının üzerine titrer. 800 haftadır bir grup anne evlatlarını arıyor. Evlatları kaybolduğunda bazıları 13, 20, 30 yaşlarındaydı. Onların evlatları nerede kayboldu. Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındılar, tutuklandılar. Bir süre sonra haber alınamadı. 800 haftadır anneler Galatasaray’a gidip bir karanfil bırakmaya gittiler. Evlatlarımızın bari mezarını söyleyin diyor anneler. Bir karanfil bırakmalarını çok gördüler. O annelerin sesini duymayanlara ben insan demem. Cumartesi Anneleri’nin sesini duymak zorundayız. Diyarbakır Anneleri de mübarek annelerdir, onların da evlatları var. O evlatlarının terör örgütlerine gitmesini kim sağladı? Anneler arasında hiçbir ayrım yapmıyoruz. Anneyi bizi yetiştiren bir insan olarak değerlendiriyoruz. Devleti yönetenlerin annelerin sesini dinlememesi kadar acı bir şey yoktur. Bir ayıbı dünya görmesin diye Cumartesi Anneleri’ne izin vermiyorlar.” dedi.

“Aynı dosyadan yeni bir suç uyduruyorsanız siz Osman Kavala’dan intikam alıyorsunuz”

Kılıçdaroğlu, “O ülkede hak aramanın olmadığını bütün dünya görüyor. Bizi bu tablo üzüyor. Osman Kavala 1001 gündür içeride. Üç kez mahkemeden beraat etti. Her tahliyeden sonra tutuklandı.Devlete yakışmaz bu. Aynı dosyadan yeni bir suç uyduruyorsanız siz Osman Kavala’dan intikam alıyorsunuz. Tıpkı Selahattin Bey gibi. Kalemi satmayan hiçbir gazeteci zorun karşısında diz çökmez.” diye konuştu.

“Dostlarımız’ deyince havuz medyasında titreme meydana geldi”

Kılıçdaroğlu, “37. kurultayımızı yaptık. Belli çevrelerin endişeleri vardı. Belki de bizim bugüne kadar yaptığımız en düzenli kurultaydı. Herkesin yeri belliydi. Hiç kimseyi üzmemeye özen gösteren bir kurultayı gerçekleştirdik. Emeği geçen arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bu kurultayda “İkinci Yüzyıla Çağrı Beyannamesi”ni açıkladık. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına giderken neyi vaat etmeliyiz? Bunları düşündük. İşsizliği, yoksulluğu yenmek zorundayız. ” Yolsuzlukla mücadele etmeliyiz. Bunları kimlerle ve nasıl yapacağız? Bunları dostlarımızla gerçekleştireceğiz, biz bunu söyleyince havuz medyasında titreme meydana geldi. Bizim ortaya koyduğumuz 13 maddeye ‘evet’ diyen herkes bizim dostumuzdur.” ifadesini kullandı.

“TBMM’de öyle gece yarısı kanunları olmayacak”

Kılıçdaroğlu, “Yeni bir anayasa yapacağız. Anayasa kitapçığını eline alan her vatandaş bu benim anayasamdır diyecek. Bütün herkesin bir araya gelip oturup demokratik bir anayasa yapacağız. Bu anayasanın özünde demokratik parlamenter sistem olacak. Bu anayasada cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Adına cumhurbaşkanı diyorsak 83 milyonun cumhurbaşkanı olacak, herkese eşit mesafede olacak. Bir partinin genel başkanı hâkim tayin etmez. TBMM’de öyle gece yarısı kanunları olmayacak, milletin çıkarı neyi gerektiriyorsa onlar görüşecek.” düşüncesini dile getirdi.

“Gerçek anlamda adaleti istiyorsak yargı üzerindeki vesayeti kaldırmak zorundayız”

Kılıçdaroğlu, “Adaletin güven vermesi gerek. Bugünkü yargı sarayın vesayeti altında. Türkiye Tarım Kredileri Kooperatifleri Merkez Birliği var. Başında da AK Partili bir milletvekili var, birkaç yerden maaş alıyor. Onu da AK Partililerin vicdanına havale ediyorum. Millî Gazete’de 19, Tarımdan Haber sitesinden 65 haber yayınlanıyor. Toplam 84 haber. 7 Temmuz’da  bunlar mahkemeye başvurup aynı gün bütün haberlere erişim yasağı getiriliyor. Erişim yasağına getirilen bir haber de Saadet Partili milletvekilinin soru önergesi. Bunu yapan hâkim. Talimatı ‘Erişim yasağı getir’ talimatı alıyor. Gerçek anlamda adaleti istiyorsak yargı üzerindeki vesayeti kaldırmak zorundayız. Bizim de aradığımız gerçek anlamda adalet.” görüşünü savundu.

“40 yıldır siyasi otorite Kürt sorununu çözmedi”

Kılıçdaroğlu açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Türkiye’nin toplumsal barışı ve huzuru sağlanacaktır. İkinci hedefimiz bu. 40 yıldır Kürt sorunu tartışılıyor, 40 yıldır bir sorun neden çözülmez? 40 yıldır siyasi otorite Kürt sorununu çözmedi. Batı’nın egemen güçleri Türkiye’nin aleyhine kullanıyor. Sorumlusu bugüne kadar iktidar olup bunu çözmeyendir.  Ben genel başkan olarak bu sorunu demokratik standartlar içinde, Türkiye’nin bağımsızlığı çerçevesinde çözeceğime söz veriyorum.

“İşi ehline teslim etmek, devleti yönetirken tarafsız olmasını sağlamaktır”

Biz bu memlekete barışı ve huzuru getireceğiz. Her vatandaş huzur içinde yaşayacak. Liyakat sistemi… Özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerimizin sorgulama yapması gerekiyor. İşi ehline vermek insaniyet meselesi midir? Neden işi ehline vermiyorsun? İşi ehline vermezsen yolsuzluğa, haksızlığa çanak tutuyorsun demektir. Bir kişinin liyakatli olması sonradan olmuyor. Önce eğitim olması lazım, tıp fakültesinden mezun olanı cerrah yapmıyorlar hemen. Siz ehline teslim etmezseniz bu iş nereye gidecek? İşi ehline teslim etmek, devleti yönetirken tarafsız olmasını sağlamaktır. Liyakat sahibi kişi vatandaşlarına eşit davranır, oturduğu makamı vatandaşa işkence etme makamı olarak kullanamaz o makamı. O makamın bir sorumluluğu vardır.

Kılıçdaroğlu’ndan Diyanet İşleri Başkanı’na: O kişi bilmeli Mustafa Kemal ve arkadaşları olmasaydı bugün o camilerin hiçbirisinde 5 vakit ezan okunmazdı

Eğer bunu yapmazsanız, sorunları çözemezsiniz. Bizim en büyük ortak değerlerimizden biri Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarıdır. Hangi görüşten olursak olalım bu ülke için hayatını ortaya koyan yüzbinlerce şehidimiz ve gazimiz var. Bu mücadelenin bayraktarlığını yapan da Gazi Mustafa Kemal’dir, her kişi bunu bilir. Gazi Mustafa Kemal için idam kararı çıkarıyorlar. Sevr Anlaşması’nı imzaladılar. Rıfat Börekçi de  dönemin Diyanet İşleri Başkanları’ndandır.Ankaraydı, milli Kurtuluş Savaşı’nı kahramanlarından birisidir. ‘Düşmanla mücadele etmek bizim görevimizdir’ fetvasını verdi.

Tarihi bilmeden belli koltuklara oturursanız, kendi tarihinizi reddedip gerçek tarih gibi bulunduğunuz koltukta ifade ederseniz siz o koltuğa layık değilsiniz. Çıkacaksanız öyle bir konuşma yapacaksınız ki haddinizi aştığını bileceksiniz ve geri almak için çaba harcayacaksınız, bu o koltuğun hakkını veremiyorsun, liyakatli değilsin demektir.

Atatürk’ün TBMM’yi açılış konuşması vardır.

O kişi bilmeli Mustafa Kemal ve arkadaşları olmasaydı bugün o camilerin hiçbirisinde 5 vakit ezan okunmazdı. O koltuğa oturduysanız tarihi bileceksiniz. Tarih bilmeyen, rivayetlerle profesör unvanı alıp belli koltuklara oturan kişilerin Türkiye’ye  ihanet ettiklerini bilmeliyiz.

“Lanet’ sözcüğünü Erdoğan için kullanmış olabilir, onu da söylesin”

Siz kalkıyorsunuz, bir kişiyi asla yakışmayacak, bir din insanına yakışmayacak, ‘lanet’ sözcüğü kullanılır mı? ‘Lanet’ sözcüğünü Erdoğan için kullanmış olabilir, onu da söylesin. Ona rağmen bir din insanı kullanmamalıydı.

“Milletin vekilini millet seçecek söz veriyorum”

Liyakat sistemi olduğu zaman güreşçiden banka yönetim kurulu üyesi olmaz. Bir bankanın yönetim kurulunda ne işi var, rüşvet alan bir kişinin büyükelçilikte ne işi vardır? Seçim yasasını değiştireceğiz. Gerçekten bütün vatandaşlarımız milletvekillerini mi seçiyor yoksa önlerine konan listeye mühür mü basıyor? Hiçbir vatandaş kendi milletvekillini seçmiyor. Milletin vekilini millet seçecek söz veriyorum.

“Cinsiyet kotası seçim yasasına girmeli”

Kadınlar her seferinde siyasette yer almak istiyorlar, erkekler izin vermiyorlar. Cinsiyet kotası seçim yasasına girmeli, kadınların yeri yasal güvence altına alınmalı. CHP’li kadın milletvekili kanun teklifi verdi. Buna hayır diyorsa hangi parti bütün Türkiye’ye duyurun.

15 Haziran 1962’de CHP ortak grubundan İnönü’nün konuşmasında iki cümle okuyacağım. ‘Demokratik rejimin gayet basit bir tılsımı vardır. İktidarı bırakabilmek. İktidarda bulunanlar bunu yapabildiği takdirde rejim yaşar ve soysuzlaşmaz.’ diyor. Yüzde yüz doğru. Nasıl kalırım diye sürekli yasa değiştirirseniz rejimi soysuzlaştırırsınız. Dostlarımızla  biz düzelteceğiz. Türkiye’de seçim kanunu da demokratik olacak.

Siyasi ahlak yasasını çıkaracağız. Sen TBMM’de temiz insanların milletvekili istiyor musun, istemiyor musun? İstemiyorsan yönün ve adresin belli. Biz siyasi ahlak yasasını çıkararak Meclis’in itibarını da yükselteceğiz. Cebini düşünen değil milleti düşünen milletvekili olacak. Uzun süredir bu olmadı ama biz yapacağız.

“Sayıştay’ı gerçek anlamında işlevine kavuşturacağız”

Kamu ihale kanunu değiştireceğiz. İsraf haramsa, israf yapana neden oy veriliyor? Kul hakkı yiyenlere nasıl oy veriliyor? Kütahya Havalanı maliyeti 50 milyon Avro. Yolcu garantisi vermiş hükûmet. 205 milyon para ödeyeceğiz. Neye göre kimin parasını veriyoruz?

Sayıştay’ı gerçek anlamında işlevine kavuşturacağız. Ulusal Vergi Konseyi oluşturacağız. Raporlar yer yol Resmî Gazete’de yayımlanacak. İktidar kendisini denetleyen bir mekanizmayı TBMM’de kuracağız. Siyaset 21 yüzyılın Türkiye’sine yakışır olacak.

Stratejik planlama teşkilatı kuracağız. Aile destekleri sigortası kuracağız Günde 39 liraya geçineceksiniz diyorlar. Orta Doğu’yu barış havzasına dönüştüreceğiz.”

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.