İDRAR-I HARP » DevhaberDevhaber

5 Şubat 2023 - 03:21

İDRAR-I HARP

Son Güncelleme :

02 Ocak 2022 - 15:45

410 views
İDRAR-I HARP

Orta Anadolu’da yer alan bu kasabanın hali berbattı. Ne sağlıklı bir içme suyu sağlanıyor ne de altyapısı düzgündü. Sokaklar kirli, çer çöp içinde, belediye denilen kurum oralı bile olmuyordu. “Yıl olmuş 1987, hâlâ sokakta gördükleri yere yapıyorlar. Yok yok… Bu böyle olmaz. Tüm bu sorunlara çare bulmam lazım” diye söylenerek makam odasının bir başından diğer başına öfkeli voltalar atıyordu. Koca devlet onu buraya boşuna mı atamıştı! Üç aydır ilçe kaymakamı olmasına rağmen tek bir icraatı henüz yoktu. “Yok, bilmem hangi kurumu ziyaret, yok bilmem hangi aileyi ziyaret, yok bilmem hangi okul müdürüne plaket verilecek… Oradan oraya koştur dur. Memleketi bok götürüyor, biz boktan işlerle uğraşıyoruz.” diyerek kendisiyle kavga ediyordu.

Hafta içinde umuma açık yere idrarını yaptı diye polisin gözaltına almak istediği kişiler: “Biz istediğimiz her yere yaparız” diyerek, devlete açıkça isyan teşebbüsünde bulunmuşlardı. Bu yüzden idrar kavgası ilçede huzur ve güvenliği tehdit eder boyutlara ulaşmıştı. Aslında umuma açık bir cami tuvaleti var olmasına vardı ancak bulundukları yere çok uzak olduğu için, çarşı merkezinde kuytu bir köşeye, bazen de ulu orta yere bırakıveriyorlardı.

Bu işe bir çare bulunmalıydı artık. Derhal ilçe kurulunun toplanmasına karar verdi. Belediye Başkanı Sabri Sefiloğlu, Garnizon Komutanı Kudret Tekmiloğlu, Emniyet Müdürü Mehmet Salih Keser, Milli Eğitim Müdürü Hasan Basri Uğurlu ve İlçe Müftüsü Nurullah Bendi Kaymakamlık odasında toplanmışlar, Kaymakam Sabahattin Toker’in gelmesini bekliyorlardı. Sabırsız olan Milli Eğitim Müdürü Hasan Basri Uğurlu anında yüksek sesle söylenmeye başladı: “Yine ne toplantısı bu efendim! Allah bilir yine başımıza ne iş çıkaracak. Hayır, efendim yani köy okullarında öğretmen yoksa bu benim suçum mu, devlet buraya gönderecek öğretmen bulamıyorsa bunda bizim ne kabahatimiz var değil mi?” diye devam ettiği sırada Sinop Gerzeli olan Kaymakam Sabahattin Toker adeta uygun adım yürüyüşüyle içeri girmişti bile.

Vakit geçirmeden derhal konuya giren Kaymakam: “Sayın Belediye Başkanım, nedir bu kasabanın hali. Bu ilçenin alt yapısı yok, anladık. İmkânlarınız kısıtlı, onu da anladık. Merkezi birkaç yere umumi tuvalet de mi yapamıyorsunuz? Bu böyle olmaz. Kısa süre içinde konuya ilişkin gerekeni yapacağınızdan kuşku etmiyorum.”

Başkan Sabri Bey: “Ama Kaymakam Bey, milletin çişini biz nasıl engelleyeceğiz ki! Umumi tuvalet açmakla olacak iş değil bunlar. Alışmışlar işte sağa sola bırakmaya. Bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler. Onların idrarının peşinden koşacak değiliz ya!”

“Alıştıracağız Sayın Başkan, alıştıracağız, alışacaklar. Hele siz umumi tuvalet yapın da gerisini biz hallederiz. Sayın Garnizon Komutanımız ve Emniyet Müdürümüz de burada zaten, onlarda muhakkak bize gereken desteği sağlayacaklardır.”

Kıbrıs Barış Harekâtında üstün hizmet madalyası almış, 12 Eylül darbesinde aktif görev yapmış Kudret Paşa, böyle bir konuyla muhatap olduğu için şaşkındı. Yıllarca anarşik mevzularla mücadele etmiş biri olarak idrar konularıyla uğraşması gücüne gitmişti. Belli ki artık emekli olma vakti gelmişti. Yoksa tarihe Kudret Paşa olarak değil, İdrarcı Paşa olarak geçme ihtimali vardı. Kaymakamın söyledikleri onu ziyadesiyle üzmüştü. “ Türk silahlı kuvvetleri olarak, ülkenin birlik ve bütünlüğünü ilgilendiren konulara müdahil olabiliriz. Vazifemiz; Türk yurdunu ve anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti’ni kollamak ve korumaktır. Söz ettiğiniz konu bizim deruhte edeceğimiz bir konu değildir. Meseleyi yetkili kurum olan belediyemiz ve sizin çözmenizi tavsiye ederiz” dedi ve lafını bitirir bitirmez de tören şapkasını kafasına takarak toplantı salonunu terk etti.

Başından beri konuşulanları dinlerken kikir kikir gülen Milli Eğitim Müdürü Hasan Basri Bey işin şakasındaydı yine. “Peki, efendim umuma açık yere dökenleri gözaltına aldık diyelim, peki altına işeyenleri ne yapacağız?”

Bu espri üzerine ortam buz kesmişti. Kaymakam ve Emniyet Müdürünün alnının ortasında ki devlet asabiyetini fark ederek kendini toparladı: “ Bizim yetkimiz sınırları için de değil. Ama okullarda her yere yapılamayacağına dair çeşitli eğitim programları verebiliriz,” dedikten sonra da sırıtmasını sürdürdü.
Emniyet Amiri M.Salih Keser ise yaşanan hadisenin münferit olduğunu ve kısa sürede vakayı hadisenin bastırılacağını söyledi.

İlçe Müftüsü Nurullah Bendi, her yere idrar yapılmasının dince de caiz olmadığını ve bunu cuma hutbesinde anlatacaklarını söyledi.

Bu alaycı tavırlara oldukça bozulan, ama bunu belli etmeyen Kaymakam Sabahattin Bey, anlaşılan o ki bu işi tek başına yapacaktı. Toplantıdan hemen sonra bir yazı yayınlayarak, kent merkezinde bulunan kahvehane, pastahane, lokanta, çay bahçesi gibi işletmelere tuvalet yapma zorunluluğu getirdi.

Kahveci Nihat, Kıraathanecİ Şevket başta olmak üzere ilçede bulunan 50 kahveci bir araya geldi. Yapılan görüşmede alt yapısı olmayan bir kasabada her kahveye bir tuvalet kararının doğru olmadığını belirterek Kaymakam Sabahattin Toker’i makamında ziyaret ettiler. Memlekette bu hadise cereyan ederken kasabanın tek umumi tuvaletçisi Hacı Yusuf ise köşesinde oturmuş gelişmeleri yakından takip ediyordu. Yıllarca bu işten iyi para kazanmıştı. Hatta buradan kazandığı para ile genç yaşta haca gitmiş ve Hacı unvanı almaya hak kazanmıştı. Üç defa evlenmiş, 8 ev almış, 12 çocuk büyütmüştü. Evler, arabalar, araziler… Bunlar ona yetmemiş, baklava sektörüne girmiş ve baklavacı Yusuf diye çevreye nam salmıştı. Neredeyse kasabanın en zenginlerinden biri olmasına rağmen, yaptığı meslekten ötürü asla kayda değer biri olarak görülmemişti. Kaymakam’ın “her kahveye umumi tuvalet projesi” onun sonu demekti. Ne yapıp edip bu işe taş koymalıydı. Panikle Belediye Başkanı Sabri Sefiloğlu’nun odasına girerek: “ Hayırdır Başkan, eski köye yeni tuvalet mi yapılıyor. Biz de kaç yılık esnafız. Esnafı dinlemeden nasıl böyle bir karar alırsınız. Vallahi millet bu işe çok tepkili söyleyeyim”

“Ah Hacı ah! Eskiden tuvalete gidiş fiyatı 1 milyondu. Delikli kuruşlarla gidiyorduk. Nerelerden nerelere geldi ülkemiz”

“Nasıl yani Başkan, anlamadım ne dediğinizi!”

“Pardon! Birden kendimi ülkenin Cumhurbaşkanı olarak hayal ettim de, böyle bir konuşma yaparsam nasıl olur diye düşündüm”

Başkan kendini toparlayarak: “Ama sen de tuvalet fiyatını 1 milyon yaparsan, kimse senin tuvaletine gelmez… Ne yapsın millet. Senin yaptığın zam yüzünden ortalık yere suyunu döküveriyor. Kaymakam bilmiyor ki senin orantısız zamların yüzünden bunun olduğunu. Öğrenirse başına iş açılabilir haberin olsun.”

Tuvaletçi Hacı Yusuf’u korku dağları sarmıştı bile. Rengi sararmış biçimde belediyeden ayrılarak kahveleri gezmeye başladı bu kez: “Kaymakam ne diyor Allah’ını seversen. Elin Gerzelisi gelmiş burada bize medeniyet öğretiyor. Ulan siz önce bir Türkçe konuşmasını öğrenin de öyle gelin. Ağzım şap şap ediyi, göynüm dönüyi, hava adam arayi” diyerek Gerze şivesi ile alay ediyor üstüne kahkahalar atıyordu.
“Yahu işte böyle konuşan Gerze’nin çocuğu gelmiş burada bizimle uğraşıyor. Git memleketine kardeşim. Git orda ne yapıyorsan yap, ne istersin benim gariban kahvecimden. Zaten kazandığı günde üç beş kuruş. Yahu bırakın bu işleri, millet ekmeğinde, işinde.”

Hacı Yusuf, kahvelere uygulanmak istenen bu projenin yakın zamanda bütün iş yerlerine uygulanacağını söyleyerek ortalığı iyice alevlendirdi. Kaymakam Sabahattin Toker ise aldığı kararın hemen hayata geçirilmesini istiyordu. Kahveciler de buna direnince, Kaymakam Sabahattin Toker bütün kahvelerin ağzına kilit vurdu. Bundan böyle tuvaleti olmayan çayhane açılmayacaktı. Bu durum Belediye Başkanı Sabri Sefiloğlu’nu rahatsız etmişti. Ona göre Kaymakam görev sınırlarını aşarak, kendisinin yetkili olduğu alana müdahale etmişti.

“Derhal Kaymakam Beyi bağlayın bana.”

“Kaymakam Bey, bu ne demek oluyor, elinizi bulaştırmışken tüm esnafı da siz denetleyin bari. Ben zabıtamı başka işlere vereyim.”

“Siz asli görevlerinizi yerine getirmediğiniz için, ben de Kaymakam olarak kanunun bana verdiği yetkiyi kullandım. Siz belediyecilik yapsaydınız bize gerek kalmazdı Reis Bey!”

“Milletin idrarından size ne Kaymakam Bey. İşeyen memnun, işemeyen memnun. Esnafımızı bu kadar zor durumda bırakmayın. Bakın ilçemizde doğru düzgün bir lise yok. Köy okullarımızda öğretmen yok. Köy yolları çamurdan geçilmiyor, hastanede tıbbi cihaz ve yeterli doktor olmadığı için hastalarımız yollarda ölüyor. Siz gelmiş neyle uğraşıyorsunuz! Eğer derhal asli görev sınırlarınız içine dönmezsiniz bu konuya partimizin yetkili birimlerine iletmek zorundayım.”

Kaymakam Sabahattin Toker’in ses tonu yükselmeye başlamıştı.

“Ben de sizi asli sorunlarınızı yerine getirmeye davet ediyorum. Az önce saydığınız şeylerle ilgili çalışmalarımız var merak etmeyin. Sayenizde bu kasaba sidik kokuyor. Ben sizi bir dertten kurtarmaya çalışıyorum, siz bana neler söylüyorsunuz. Buyurun, elinizden geleni ardınıza koymayın.”

Ateşe benzin döken Tuvaletçi Yusuf yine etrafta dolaşıyor, Kaymakam için Ankara’ya dilekçeler gönderilmesi gerektiğini söylüyordu. Kahveci esnafı günlerdir dükkânını açamıyor, geçim sıkıntısı da yaşıyordu. Daha fazla dayanamayarak Kaymakamlık binası önünde protesto için toplandılar. Kaymakamlık önünde “Çişe değil işe’n Bak”, “Acele etme, kahveme karışma” yazılı pankartlar açıldı.

İtirazlar daha da yükselmiş, yuhalamalar başlamıştı ki, polis kahvecilerin etrafını sararak, coplarla hükümet konağının önünden uzaklaştırmayı başarmıştı. Kaymakamlık binasının önünde bunlar olurken, sokağın başında oturan Tuvaletçi Yusuf; sigarasını yakmış olanları keyifle izliyordu.

Kaymakam Sabahattin Toker kararlıydı ve o lavabolar olmadan kahvelerin açılmasına izin vermeyecekti. Kahveci esnafı önce Valinin huzuruna çıktılar. Oradan sonuç alamayınca topladıkları imzaları Ankara’ya gönderdiler. Bunun üzerine hükümet ilçeye müfettiş gönderme kararı aldı. Gönderilen Mülkiye Müfettişi, Kaymakam’ın talebinde haklı olduğunu, ancak ilçenin alt yapısının olmadığını ve Kaymakamlığın hayata geçirmek istediği ‘İşbu lavaboların’ durumunun aciliyet arz etmediğini, hülasa Kaymakamlığın bu faaliyetini durdurmasının devletin menfaatine olduğunu belirtti.

Müfettiş raporu üzerine Valilik projeyi iptal ederek İlçe Kaymakamlığa durumu iletti. Bunun üzerine Kaymakamlık kahvelerin açılmasına izin verdi. Kahveciler gelen haber üzerine “iki gün çay bedava” deyince kahveler dolup taştı. Bunu gören Tuvaletçi Yusuf da 1 milyon olan tuvaleti iki gün bedava yapacaklarını duyurdu. Davullar, zurnalar eşliğinde halaylar çekildi.
Ahali kutlamalar yaparken ilçe kaymakamı Sabahattin Toker, başka bir yere tayinini isteyen dilekçesini yazıyordu İçişleri Bakanlığına. “Bugüne kadar büyük bir onurla yaptığım görevimden sudan sebeplerle istifa ediyorum. Gereğini bilgilerinize arz ederim.”

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.