hediyepatlayan kutu

SON DAKİKA

Geçmişi özlediğimde yeniden, yeniden…

Bu haber 15 Şubat 2019 - 22:31 'de eklendi

 

İPEK YOLU

İsmin güneş demekmiş Farsça, çok geç öğrendim… Ondandı belki de yüzündeki hiç eksilmeyen ışıltılı gülümseme ve o kızıl aydınlık. Ondandı etrafında olan herkesin pervane gibi sana uçması.

O kırmızı topraklarda,
şimdi bir menengiç dalı hüznünde her şey…

Gör işte desem, hiçbir ateş çözemez soğuk uykuyu gözlerinden, -eteğin suya değiyor- çok eskilerde sararmış üç kelime şimdi… Artık kendi eksenimde dönüp, etek uçlarımdan tutup, olmayan suyu aramıyorum o bahçede. Büyüdüm…

Yedi kat kozamda uyurken ben,
ipek yüklü kervanlar geçti bahçemizden…

O bahçe ki, göz yakardı iplerin kaynadığı koca kazandan yükselen boya kokusu… Dün gibi, bugün gibi, yarın gibi… Beyaz çözgü iplerinin arasında dolaşan mekik hızlıydı dünden, hızlıydı önceki günden, hızlıydı daha önceki günden… Ve kilim. Ucuna ninemin usta parmaklarının attığı iki düğüm arasında, ne çok hayattı limesi çıkana dek… İçini çekerek, öbür tarafta o çalıntı iplikleri ağzından sağacaklar, cümlesi yüze vurulmayan hırsızlıkların sessiz bilge duruşuydu….

Sol bileğindeki mavi yarayı
en ulu dağın ardına sakladı ninem.
Teni tuzruhuyla yıkanmış kavmin çocuklarıyız biz,
bilmediniz…

Ve o bahçe ki, önce halfeler terketti mekikleri. Çukur tezgâhların yerine toprak doldu sonra… Yetmedi bir kat da beton döktüler üstüne. Kollarını sıvayıp boyadığın ipekler eleğimsağmaya geri döndü. Çıkrık sesleri sustu, bahçedeki haşıl türküsü de. Dindi yarı bellerine dek su içinde masura saran kızların parmaklarından sızan kan… Parmaklarındaki derin yarıklar çoktan iyileşmiş olmalı… Peki ya içlerindeki?

Ve kırmızı ve mavi ve siyah
kök, ateş, su, duman
Çıkrık, masura, kan…
Antep, us, rüya…

Hani ikiye bölünmüş evimizde geceye selam verdiğimde saydığın dokuz kandil… Onlar üçe düştü önce, -geceleri yanan küçük kırmızı lambayı hiç katmadım sayıya- sonra kalanlar yumdu gözlerini… Ahşap direklerin kurtları, tek basamağı kırık merdiven vazgeçti benden. Tavan arasında –bekle beni- dediğim bakır kaplar, bilmiyorum hangi mutfakta yemek kaynatıyor şimdi… Alnımı yasladığım havara taş… Yıkıldı.

Dokuz kandil ışığıyla geldim ben
göğsümde çırpınan ateş kuşlarıyla..
Alnıma savurduğunuz karın üşütmediği bundan,
bundandır teni yaralı ahşap evimi zorlayan rüzgârın geri dönüşü
bundan

Ben siyah yıldızları takip etmeliyim biliyorum, camı açınca içeri dolacak gibi hissettiğim denizi, toprağa karışan yara kabuklarımı… Takma dediğin kristal kolyenin yokuş aşağı yuvarlanırken, koşup da toplayamadığım, denize ulaşan tanelerini bulmalıyım. Yine elleme dediğin kristal şekerliğin tüm parçaları çöpe gitti. Bundan eminim. Ben onları kırmak istemedim, sadece üzerinde oynaşan gökkuşağının peşindeydim. Evet ben, şimdi saya saya bitiremediğim siyah yıldızların yolunu takip etmeliyim.. İnsanın kendinden hızlı ruhunun peşinden gitmesi iyi bir şey bence, çünkü koynumda gizlediğim tek fiyongu kopuk rugan pabuçlarıma götürecek olan o…

Sen komşu kızları doğururdun ikiye bölünmüş evimizde
ben hep o deli kiraz…
Belki de ondan büyümedim biraz…

Ağzından dökülen harf eksiği kelimeler, – portakal değil pertuhul, elma değil alma, limon değil leymun, maydanoz değil bahteniz – mavi boyalı ahşap sandalye, mor saçaklı garip, aşı boya kazanı… Tırnağımdaki jilet izleri, dizi yırtık fileli çorap… Sabah kapıya yolladığın simitçi… Artık onlar ile tek ilintim telgrafın stop sesleri.

Şimdi komşunun saatinde sürekli yem yiyen horozun bir gün doyup doymayacağını merak ediyorum. Karşılıklı pencerelerde kavga eden Selamsız Yokuşu Romanları’nın o tatlı çekişmesini. Yokuştan kaymamak için ayakkabılarına çorap takan Reji kadınlarını, Büyük karı, ben istedim diye kardeşimi ikinci kere doğurmaya giden annemi hastaneye götüren Osman Amca’yı bekliyorum camda. Geri dönün. Stop!

Yılankâvi sokaklarındayım şimdi
aç göğsündeki demir sürgülü bedestenleri…

Açılmadı Menad…

Ve ben ancak öğrendim arkadan sürgülenmiş kapıları açacak hiçbir anahtarın olmadığını!

Nevin Koçoğlu

 

 
Nevin KOÇOĞLU
Nevin KOÇOĞLUinfo@yurtajans.org

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.