Gaziantep'te yerel seçim heyecanı - Celal Doğan: ''Beni aday yapan toplumsal teveccühtür'' » DevhaberDevhaber

22 Şubat 2024 - 09:45

Gaziantep’te yerel seçim heyecanı – Celal Doğan: ”Beni aday yapan toplumsal teveccühtür”

Son Güncelleme :

18 Mart 2019 - 23:50

163 views
Gaziantep’te yerel seçim heyecanı – Celal Doğan: ”Beni aday yapan toplumsal teveccühtür”
DEVHABER – Türkiye’nin her noktasında devam eden 2019 Yerel Seçim heyecanı Gaziantep’te de sürüyor. Cumhur İttifakı ve millet ittifakının yanı sıra DSP’den aday olan Celal Doğan arasında geçen başkanlık yarışının son bulmasına günler kala kentin nabzı daha da hızlı atmaya başladı.

 

Adaylığı çeşitli tartışmalara yol açan Celal Doğan yaptığı açıklamada, ”Ben hizmette eşitsizlik yapmadım, partizanlık yapmadım, adaletsizlik yapmadım ve bu kentte toplum bunu arar hale geldi. Dolayısıyla bana toplumsal teveccüh olduğu için, partilerin istekleriyle değil toplumun isteği ile geldim burada aday oldum” dedi.

1989 yerel seçimlerinde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olan ve bu göreve seçilen Celal Doğan, 1994 ve 1999’da yapılan yerel seçimlerde de tekrar aynı göreve seçilmiş, 2015 genel seçimlerinde ise HDP’nin Gaziantep Milletvekili olarak meclise girmeye hak kazanmıştı. 2019 Yerel Seçimlerinde ise CHP’den aday gösterilmesi beklenen Celal Doğan, Mİllet İttifakı ortaklarından İYİ Parti yöneticilerinin sıcak bakmaması sonucu Demokratik Sol Partiden Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Adayı oldu.

Adaylığı sürecinde ortaya atılan iddialar ve spekülasyonlar konusunda VOA Türkçe’ye açıklamalarda bulunan Doğan, seçim çalışmaları hakkında da bilgiler verdi.  Açıklamalar şu şekilde;

Gaziantep  solun kalesi iken, iş nasıl bu noktaya geldi? Kentin dinamiklerinde ne değişti?

Gaziantep 1980’den önce sol değil soldan çok cumhuriyetin modern yaşama anlayışına uygun ve kültürün ön planda olduğu bir şekildeydi. Bu nedenle Gaziantep’teki hayat tarzını etkileyecek değişikliklerin cumhuriyetle paralel gitmesi konusunda Antepli özel bir itina gösterirdi. Radikal kesimin Antep’e sızması mümkün olamazdı. Ancak 12 Eylül 1980’den sonra Türkiye’de sadece göç değil, 12 Eylül ile birlikte militarizmin yani faşizmin etkili olduğu yerlerde halkın çaresiz kalacağı muamele Gaziantep’te kesin sonuçlarını gösterdi. Görme, duyma, karışma, siyasete bulaşma gibi birtakım söylemler Gaziantep’te uzun süre geçerli oldu. Bunun yanında Antep’e doğudan gelen Kürt kökenli vatandaşların yoğun göçü meydana geldi. Bu göçler o dönem yılda Gaziantep’te 15 bin kişiden fazlaydı. Tabi her göç kendi gelenek ve kültürü ile geliyor. Bu da dinsel yani metafizik açıdan daha muhafazakar şekilde etkili olan bir göç olduğu için gelen vatandaşlarımızın kente empoze olması çok kolay olmadı. Bu nedenle Gaziantep’teki nüfusun değişimi aynı zamanda siyasi değişimi de getirdi. Gaziantep’te Cumhuriyet Halk partisi yani cumhuriyetin temsilcisi olarak adlandırılan parti yüzde 45 oy alırken arkasından bu defa İslami endeksi partiler Milli Selamet Partisi ve sonra da AK Parti onun yerine geçti. Dolayısıyla Antep’e solun kalesi değil de cumhuriyetin değerlerine bağlı kale desek daha doğru olur. Şimdi artık değişebilecek mi bu kafa yapısı, dediğim gibi ekonomik etkiler kesin bir neden. Yerel yöneticilerin beceriksizliği ve basiretsizliği de söz konusu. Yerel yöneticiler Gaziantep’te bizim gösterdiğimiz performansı gösteremedi o nedenle 15 yıl sonra benim aranmış olmam yaptığım hizmetler ile ilgilidir. Ben hizmette eşitsizlik yapmadım, partizanlık yapmadım, adaletsizlik yapmadım ve bu kentte toplum bunu arar hale geldi. Dolayısıyla bana toplumsal teveccüh olduğu için, partilerin istekleriyle değil toplumun isteği ile geldim burada aday oldum.

Bugün enflasyon, pahalılık ve işsizlik TÜİK raporlarına dahi yansımış durumda, bu Gaziantep’teki seçimlerde bir faktör olur mu?

Sadece Türkiye’de değil dünyanın her yerine ekonomi birçok meselenin önüne geçer. Her zaman birinci sıradadır. İstisnalar hariç ekonominin kötü olduğu yerlerde seçim sonuçlarını değişmesi düşünülür. Türkiye’de şu anda geldiğimiz noktada ekonominin boyutu seçimi etkileyecek gibi görünüyor ama onun ölçüsü ne olacak ne kadar derece etkileyici olduğu konusu seçimdeki yansıyacak sonuçlara göre değişecek. Ben 2 aydır Antep’i dolaşıyorum, Antep sanayisinde üretimin düştüğü kesin. Esnafı dolaşıyorum doğru düzgün siftah yapmayan esnaf sayısı çok fazla. Hem faizlerin yüksekliği hem satılan malların bedelinin geri dönmemesi Gaziantep’teki ekonomiyi yavaş yavaş çıkmaz sokağa doğru taşıdığını gösteriyor. Bu nedenle ekonomi hem esnafa hem sanayiye hem de vatandaşın satın alma gücüne çok büyük bir etki yaptığı için mutlaka sonuçları olacaktır.

Suriyeliler konusunda ne düşünüyorsunuz, bu konuda bir projeniz var mı?

Suriye meselesi bir devlet politikası. Baştan sona kadar yanlış bir politikanın sonucu hem Suriye’ye hem kendi ülkemize zarar vermiş durumda. Suriye politikasında devletin yapması gereken başka bir ülkenin içişlerine karışmamış olmaktı. Bu konuda Sayın cumhurbaşkanımız ile bir görüşmem olmuştu. Suriye’ye girilmemesi gerektiğini kendisine uzun uzun anlatmaya çalışmıştım. O Suriye girmeyi tercih etti ve geldiğimiz noktada tarih maalesef bizim  girmememiz gerektiğinin daha doğru olduğunu ortaya koydu.

Kazandığınız takdirde DSP ile mi devam edeceksiniz, yoksa başka partiye geçişiniz söz konusu mu?

Siyasi parti bir adrestir ben zaten seçimden seçime rozet taşırım. Ondan sonra da halkın belediye Başkanı olarak hiç bir rozet taşımam. Ben hiç anket yaptırmadım bizim anketimiz halk zaten ittifakımızın adı da halk ittifakı. Biz sonucu halktan alacağımız oylarla belirleyeceğiz buna inanarak yola çıktık ve başaracağımıza da inanıyorum.

HDP’de siyaset yapmış olmanız neden sürekli gündeme getiriliyor?

Bana oy vermek istemeyenlere bir gerekçe lazım, o da diyecekleri şudur, benim için suiistimal yaptı diyemezler, şehre hizmet etmedi diyemezler. Diyecekleri şudur, ‘Celal Doğan iyi adamdır hoş adamdır ama HDP de siyaset yaptı.’ Halkların Demokratik Partisi benim gittiğim zaman legal bir partiydi şimdi de legal bir parti. Ben oraya barış elçisi olarak gittim barışın Türkiye’de ikamesine bir damla katkım olsun diye gittim. Yarın da aynı şartlar olsa yine barışa katkı için bütün hayatımı ortaya koyacak riskleri üzerime alır yine gider barışı savunurum. Çünkü benim felsefem de şiddet yoktur. Ben her zaman için barışı şiddete tercih ederim. Şiddetin arzusu ne kadar yüksek olursa olsun onun elde edeceği sonuç barıştan daha güzel değildir. Barışın elde edeceği zaferler kalıcıdır. O dönem sayın cumhurbaşkanı da barışı savunuyordu. Diyarbakır konuşması herkesin belleğinde. Dediği laf şuydu ‘Dağlardan kurşun sesi değil kuş sesi gelsin’. O dönem yine barışı savunmak için Oslo’ya kadar gittiler. Barış ikame edebilmek için Kandil’e bile milletvekili gönderdiler. Onlar yaptığı zaman sevap oluyor ben yaptığım zaman mı günah oluyor? Böyle bir anlayış doğru değildir. Mezarımda ot bitene kadar da savaşı değil barışı tercih edecek bir siyasi çizgi de devam edeceğim.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.