hediyepatlayan kutu

SON DAKİKA

Ekonomik krizde hayatta kalma rehberi

EKONOMİ, GÜNDEM, Yaşam

Ekolojistler: Ya Kanal ya İstanbul

Bu haber 30 Aralık 2019 - 12:12 'de eklendi

İstanbul Kanal Projesinin ekoloji politikasını “yıkım zihniyeti” olarak tanımlayan ve bu zihniyete karşı her türlü mücadelenin meşru olduğunu söyleyen ekoloji aktivistleri, “Ya Kanal ya İstanbul” tercihi yapılması gerektiğini vurguladı.
DEVHABER-İstanbul başta olmak üzere Marmara ve Karadeniz bölgelerinde geri dönüşü olmayacak felaketlere yol açması ön görülen ve Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporunda bu tehlikelerin görülmezden gelinmesiyle dikkat çeken hükümetin Kanal İstanbul projesinin iptal için İstanbulluların mesaisi sürüyor. Günlerdir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü önünde kuyruğa giren yurttaşlar, projenin iptal edilmesi için itiraz dilekçileri sunuyor. Konuya dair görüştüğümüz aktivistler, projenin ekosistem için bir felaket olduğunu söyleyerek, “Ya Kanal Ya İstanbul” dedi.
Kadıköy Demokrasi Meclisi aktivisti Koray Türkay, projeyi Kanal İstanbul olarak tanımlamanın yanlış olacağını, bunun felaket projesi olarak adlandırılmasının daha doğru olabileceğini söyledi. Projenin hayat bulması durumda Karadeniz’den başlayarak Marmara Bölgesi’ne kadar ekolojik denginin alt üst edileceğine dikkati çeken Türkay, yaklaşık 96 kurum ve kuruluşun katılımıyla perşembe günü bir toplantı yaptıklarını hatırlattı. Türkay, “Toplantıda alınan karar doğrultusunda ‘Ya Kanal Ya İstanbul Platformu’ oluşturduk. Bu platformla birlikte sokaklarda projenin neden yapılmaması gerektiğine yönelik bilgilendirici birçok çalışma yapacağız. Meydanlarda açacağımız stantlarla bildiriler dağıtacağız” dedi.
‘HER TÜRLÜ MÜCADELE MEŞRUDUR’
Projenin güzergahındaki arazilerin birilerine peşkeş çekildiğini ve peşkeş çekilenlerin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından deşifre edildiğini hatırlatan Türkay, “İstanbul’un ihtiyaçlarının görülmemesi ve ihtiyaçların yok edilmek istemesinin nedeni budur. Şu an iktidarda olanlar, iktidarlarını sürdürmekten başka bir şey düşünmüyorlar. İstanbul’un su ihtiyacını karşılayacak barajların ve su kaynaklarının yok edilmesinin umurlarında olduğunu zannetmiyorum. İktidarını korumanın yolunu, halkın sefaleti ve zora düşmesi üzerine kurmuş olarak görünüyor. İktidar çıkarları ve iktidarda devam etme arzusu insanların en temel ihtiyacının önüne geçemez. Su en temel ihtiyaçtır. Su yoksa hayat yok. Dolayısıyla su hakkı en temel haktır. Bunun için yapılan her türlü mücadele meşrudur” diye konuştu.
‘EKOSİSTEM YOK OLUYOR’
Polen Ekoloji aktivisti Cemil Aksu da projenin İstanbul suyunu karşılayan güzergahta yapıldığını vurgulayarak, “Terkos Gölü ve Sazlıdere Barajı devre dışı kalıyor. Bunun yanı sıra Büyükçekmece ve Terkos alanı arasında kalan doğal su toplanma alanları da yok olacak. Kanalın sulak alanlardan geçmesi gölün tuzlanması ve bunun etrafındaki bütün ekosistemin yok olması demektir. Çünkü tatlı su, tuzlu suya karıştığı zaman tatlı suda yaşayan bütün canlılar etkilenip, yok olacak” diye belirtti.
‘PROJE AKIL DIŞI’
Yayınlanan ÇED raporunda aslında İstanbul’un su kaynaklarının yok edildiğinin açıkça ifade edildiğini söyleyen Aksu, “Rapor bu nedenle Sazlıdere’den gelecek suyun Düzce’ye bağlı Melen’den getirilmesini öneriyor. Yani Avrupa yakasında bir su havzasını bu projeyle yok edeceksiniz, ta Düzce’den su getireceksiniz. Bu olacak şey değil. Hem ekstra bir maliyet hem de elinizdeki bir su kaynağını yok ediyorsunuz. Bu iki defa zarar etmek anlamına geliyor. Su kaynaklarının hattında projeyi geçirmek başlı başına bir yıkımdır. Aynı zamanda yap-işlet-devret modeli ile yapılan bu projenin yurttaşların sırtına vergi anlamına geliyor. Yapılması planlanan bu iki proje akıl dışıdır” diye konuştu.
‘YIKIM ZİHNİYETİ HER YERDE’
Herkesin iklim krizini konuştuğu bir süreçte mevcut su alanları ve ormanların koruma altına alınması gerektiğini belirten Aksu, “Ama maalesef ki iklim krizine karşı alınması gereken önlemler yerine, böylesi bir kıyamet projesi konuşuluyor” ifadelerini kullandı. Projenin yalnızca su kaynaklarını yok etmediğinin altını çizen Aksu, “Hafriyatın taşınması için binlerce kamyon kullanılacak. Kamuoyu hatırlayacaktır, 3. Havaalanı yapılırken, inşaat sektörleri binlerce kamyonu arka arkaya dizerek şov yapmıştı. Bu kamyonlardan çıkan egzoz dumanı hava kirliliğine neden olacak. Aynı zamanda tozdan dolayı projenin kapsamında olan çevrede de tarım alanları kullanılamayacak duruma gelecek. Ağaçlar çıkan tozdan kuruyup, yok olacaktır” diye ifade etti.
ÇED raporu açıklandıktan sonra yurttaşların rapora itiraz için dilekçe kuyruklarına girdiğine değinen Aksu, “Mesele sadece İstanbul’u ilgilendirecek bir mesele değil. Bu yıkım zihniyeti her yerde. Hasankeyf, Dersim, Artvin bu yıkım zihniyetinden dolayı talana uğratılıyor” dedi.
‘YA KANAL YA İSTANBUL’
Projenin durdurulması için birçok kesimin katılımıyla perşembe akşamı bir toplantı yaptıklarını belirten Aksu, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Bu toplantının sonucunda kampanyanın yürütülmesi için bir koordinasyon kuruldu. Önümüzdeki günlerde de bu koordinasyonla birlikte İstanbulluların konu hakkında bilgilendirilmesi, projenin güzergahındaki yerleşim yerinde yaşayan yurttaşlarla dayanışmanın büyütülmesi gibi birçok konuda çalışmalar yapılacak. Bundan sonra oluşan bu yurttaş hareketinin daha örgütlü ve daha katılımcı bir şekilde ilerlemesi için biz de mücadele edeceğiz. Ya Kanal ya İstanbul.”
‘RANT PROJESİ’
İklim ve Enerji Uzmanı aktivist Önder Alagedik de İstanbul’un içme suyunu zor temin eden bir kent olduğunu hatırlatarak, “Bu İstanbul için bir felakete neden olur. Hazırladıkları ÇED raporu bile bunu söylüyor” diye belirtti.
Proje ile başlayan tartışmaların aslında bir ekoloji tartışması olmadığını söyleyen Alagedik, “Neden manası yok? Çünkü; AKP iktidarı ekolojiye zarar olduğu için bu işten vazgeçen bir parti değil. Eğer bunu yapacak olsaydı, 3’üncü Havaalanı, 3’üncü Köprü’yü yapmazdı. Temel sorun bu. Dolayısıyla asıl tartışılması gereken, niyettir. Bu niyet, ekolojik facia ne pahasına yapılıyor? Bunu çok net bir şekilde görmek gerekir. AKP döneminde yapılan özelleştirmeler buna örnektir. İklim krizi yaşanan bir dönemde neden bu proje yapılıyor? Bölgede 30 milyon metrekare imar el değişimi söz konusu. Buradaki tartışma ekolojik bir tartışma değil, net bir şekilde rant tartışmasıdır” dedi.
‘FAY HATLARINI TETİKLEYECEK’ 
Projenin depreme neden olan fay hattı üzerinde geçmesine de değinen Alagedik, kullanılacak olan binlerce ton dinamitin depremin fay hatlarını tetikleyeceği uyarısı yaptı. AKP iktidarının siyasi, ekonomik vs. krizlerden dolayı gözünü iyice kararttığının altını çizen Alagedik, “İstanbulluların canı hiç umurlarında değil. Ormanların ve su kaynaklarının yok edilmesi hiç umurlarında değil. Tam bir müteahhit kafasıyla olaya yaklaşıp, çevresindeki yandaş sermayeyi besleyecek bir projedir” dedi.
‘MÜCADELEYİ BÜYÜTMEMİZ LAZIM’
Ekoloji alanını toplumda var olan sıkıntılardan bağımsız olarak değerlendirmemek gerektiğini ifade eden Alagedik, toplumda yaşanan krizlerden dolayı iktidarın bu facia unsuru projeleri yapma gayretinde olduğunu söyledi. Alagedik, “İktidarı bu projelerden vazgeçirmenin yolu mücadeledir. Bu nedenle mücadeleyi büyütmemiz lazım” çağrısı yaptı.
Kaynak: MA / Naci Kaya 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.