Eğer adalet pusulası şaşarsa.. » DevhaberDevhaber

30 Kasım 2020 - 04:39

Eğer adalet pusulası şaşarsa..

Son Güncelleme :

02 Kasım 2020 - 22:00

495 views
Eğer adalet pusulası şaşarsa..

Bazı Sır’lar vardır ki, gelenekten günümüze inançsal hikayelerle örtülüp anlatılarak gelmiştir. Tasavvufi manada ilahi aşkın anlatıldığı Şem ile Pervane’nin öyküsünü de mutlaka birçoğumuz duymuşuzdur.

Şem, ilahi aşkı, Pervane ise vahdet yolunda yanan, kavrulan Derviş’i temsil eder.

Aynı zamanda Şem, ulaşılmak istenen Cananı,
Pervane ise ona ulaşmak için canını feda eden aşığı simgeler.

O ilahi Aşk ki, Nur’uyla cümle alemi kendisine Pervane kılar.

Pervanenin ateşle dansı, aslında aşkın öyküsüdür.
Şem yanar, ışık saçar etrafına. Aşk ateşine koşan Pervane, Şem’in etrafında dönmeye başlar ve her seferinde ona daha da fazla yakınlaşır. Kanatları yandığı için acı çeker ama yinede ondan uzaklaşamaz ve en sonunda dayanamayıp şikayet etmeden kendini bırakır o ateşe. İkilik ortadan kalkar, Hakkel yakın olur.
Aşkın hakikatına ulaşır ve En-el Hak diyen Mansur gibi külleriyle savrulur.
Can cananına kavuşur, Aşık Maşuğa, Mecnun Leyla’sına (Mevla’sına)

Şem ile Pervane’nin dillere destan sonsuz aşkı özünden bir şey yitirmeden asırlar boyunca böylece yaşanır durur.

Aşık canını cananına feda edendir diyor Ulu ozanlarımızdan Fuzuli. Nefsini yenemeyip canından geçemeyen, canan’a meyil edebilirmi.

Pervane’nin Şem’e olan tutkusu gibi Bülbül’de Gül’e aşıktır aslında. Ancak Pervane sessizce kendini feda ederken, Bülbül ilahi aşkı nefesleriyle dillendirir.

Ben hakkın kemter kuluyum
Kem damarlarından biriyim
Ayini cemin bülbülüyüm
Meydana ötmeye geldim (Pir Sultan)

Aşık yanmayı Pervane’den öğrenmiştir, söylemeyi ise Bülbül’den..

Bülbül oldum firdevs bağında öttüm
Bir zaman gül için zara düş oldum
(Sıtkı baba)

Pervane ve Şem gibi insan da ilahi aşkı hissetmeye başlamasıyla birlikte kendi manevi dünyasına bir yolculuk yapmaya başlar.
Peki insan O ilahi aşka nasıl ulaşır.

Ben Hak’la oldum aşina
Kalmadı gönlümde neşe
Pervaneyim ateşine
Şemine yanmaya geldim. (Pir Sultan)

Bilen susar, bilmeyen de konuşur işte benim gibi aklına ne gelirse.

Çok konuşan kendini çok bilgili sanar, her konuşmada eskiyi anar, derler ya..

İnsan-ı Kamil olup fenafillah mertebesine ulaşabilmek, Hakkel yakın olmak nasıl mümkün olur.

Dostlar beni bir kazana koydular
Kırk yıl yandım daha çiğsin dediler. (Mahsuni)

İnsanın kendi potansiyelinde var olan Tanrısal öz’e ulaşabilmesinin ancak engellerle zorluklarla dolu, çetrefilli bir yolculuğu aşmakla mümkün olduğu kabul edilir.

Belki, buğdayın ekmek olabilme yolculuğu gibi. Buğday ezilir harmanlanır, çekilir, yoğrulur, pişer ekmek olur sofraya gelir.

Belki de Anka efsanesinde hakikat arayışına çıkan yolcuların, kendi küllerinden yeniden doğan ölümsüz bilge Simurg’a ulaşma yolculuğu gibi.

İnsan sıfatında çok geldim gittim
Kırkların ceminde dar’a düş oldum
(Sıtkı baba)

Nefsinden sıyrılabilmek, benlikten dünya malından geçebilmek zordur insan için.
İnsan bu ya işte..
Bir gün nefsine uyar, bir gün de gelir nefsine kılıf uydurur..

İnsan ancak kötülüklerden arınarak, yücelik ve olgunluğa erişerek Hak’ka ulaşabilir. Hak, insana şah damarından daha yakındır. İnsanın gönlü Beytullah olarak kabul edilir. Kamil insan Hak’kın aynasıdır, O bahri Hüda’dır.

Zahiri alemi geçip batıni aleme ulaşanlar hakikat denizine ulaşarak ona kavuşurlar.

Bu yolculukta menzile Erenler, Evliyalar, Mürşid-i Kamiller kandilin içindeki fitil gibidirler.

Kandilin içinde Fitil oluruz, Kör olanlar görmez bu hali.. (Harabi)

Kandilin içindeki fitil, Elif gibidir.
Elif birliği simgeleyen Vahdet sembolüdür.

Dört kitabın manası bellidir bir Elif’te,
Sen Elif’i bilmezsen bu nice okumaktır. (Yunus Emre)

İNANCIMIZ, ZAHİRDEN BATINA GİDEN MİSTİK BİR YOLCULUKTUR.
İkrarla başlar. Yolumuzun belli hassasiyetleri, beslendiği bir kökü ve geleneksel değerlerimizle yoğrulan bir yapısı vardır. Bir kartopu gibi yuvarlanıp büyüyerek, bir Nehir gibi güzellikleri bünyesine katarak gelmiştir bugünlere.

Hak Muhammed Ali, ehlibeyt sevgisi ve kutsallarımız,
Ozan’larımızın nefeslerine, gülbenklerimize, Cem’lerimize, gönüllerimize nakış nakış işlenmiştir.

Çatılmadan yerin göğün binası
Muallakta iki Nur’a düş oldum
Birisi Muhammed birisi Ali
Lahmike lahmi de bire düş oldum. (Sıtkı)

Kudret kandilinde balkıyıp duran
Muhammed Ali’nin nurudur vallah
Zuhur edip küffarın leşkerin kıran
Elinde zülfikar Ali’dir billah. (Virani)

Sofu mezhebimi neden sorarsın
Biz Muhammed Ali diyenlerdeniz (Pir Sultan)

Nasıl ki bir binanın taşıyıcı ana kolonları varsa, Yolumuzun da temel kutsalları vardır. Bunlarla uğraşmak kimseye bir fayda getirmez, ancak zarar getirir. Yol’da Muhabbet çerağını yakan Ali’dir. Cümle vücud içre bakan Ali’dir.

Gafil kaldır gönlündeki gümanı
Bu mülkün sahibi ALİ değil mi
Yaratmıştır onsekiz bin alemi
Irızkını veren ALİ değil mi ? (Pir Sultan)

Yol, Şah-ı Merdan Ali gibi adaletli olmayı, İmam Hüseyin gibi haksızlığın karşısında boyun eğmemeyi, Pir Sultan gibi darağacında bile yolundan dönmemeyi, Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin ilmiyle hoşgörüsüyle ilerlemeyi, Baba İshak’lar, Bedrettinler, Şah Kalender’ler gibi zalimlere karşı direnmeyi gerektirir.

Yol yanlışı kaldırmaz. Değerlerimize ihanet edenleri, Yol’u kendilerine uydurmaya çalışanları ve haksızlığa kılıf uyduranları üzerinden silkeleyip atar.
Yol cümle Er’den, Pir’den Ulu olduğu gibi,
kurumlardan ve federasyonlardan da Ulu’dur.

Yol’a ikrarla girilir, adaletle ve doğrulukla menzil alınır.
Eğer Adalet pusulası şaşarsa !
İnsanların güveni sarsılırsa !
Çıkar ilişkileri ön plana çıkarsa !
Her yerde ayrık otları biterse !
Bugüne kadar bizleri bir arada tutan o kutsal değerler yok sayılıp hakaretler edilmesine göz yumulursa !

Bir gün geldiğinde kaybolur gideriz.
Nitekim tarih bunun örnekleriyle doludur.
Bir çok toplulukla birlikte tapınakları ve kutsallarıda kumların altında kalmış silinip gitmiştir. Tanrıları bile unutulmuştur.

Bu anlamda, inancımız Hak’ka giden bir Yol’dur. İbadetimizin, her bir ritüelimizin, erkanlarımızın ve muhabbetimizin Hak ile bütünleşme noktasında farklı derinlikte anlamları vardır. Aslolan Yol’umuzu sadece görsel olarak yaşamak değil, içselleştirerek Kırklar’daki birlik anlayışı içerisinde eşitçe ve Hakça yaşayabilmektir..

Tüm bu duygularla cümle canlara sevgi saygı ve muhabbetlerimi sunarım.

Şah-ı Merdan Ali bizleri doğruluktan ve adaletten ayırmaya, dilde dilekleri, gönülde muratları vere.
Eksiklerimizi noksanlarımızı Erenler tamama yaza.

Hak Muhammed Ali Hünkar Hacı Bektaş Veli cümlemizin yardımcısı ola.

METİN DOĞAN

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.