hediyepatlayan kutu

SON DAKİKA

Ekonomik krizde hayatta kalma rehberi

EKONOMİ, GÜNDEM, Yaşam

Cizre ve Beytüşşebap’ta öldürülen sağlık emekçileri anıldı

Bu haber 31 Aralık 2019 - 13:58 'de eklendi

Cizre ve Beytüşşebap’ta 2015 yılında uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında öldürülen 3 sağlık emekçisini anan SES üyeleri, “Sözümüz barış olacak” dedi.

DEVHABER- Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Van ve İstanbul Şubeleri,  2015 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında öldürülen sağlık çalışanları Eyüp Ergen ve Abdülaziz Yural ile Beytüşşebap’ta öldürülen Şeyhmuz Dursun’u andı.
SES Van Şubesi’nin gerçekleştirdiği anma Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Van Şubeler Platformu binasında düzenlendi. Toplantıda konuşan SES Şube Eşbaşkanı Fatma Arslan, ülkenin içinden geçtiği sürece dikkat çekerek, barış sözünün, barış  isteğinin hedef olmak için yeterli neden olduğunu söyledi.
Arslan, “Barış ihtiyacını en iyi bilen, mesleki sorumluluk gereği barışı her zaman savunan sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak bizler de bu süreci yakından yaşıyoruz. Elbette bu yaşadıklarımız yeni değil. Barış için harcadığımız emek de ödediğimiz bedeller de yeni değil. 7 Haziran seçimlerinde almış olduğu yenilgi sonrası yönetememe krizini baskı, şiddet ve savaş ortamı yaratarak aşmaya çalışan siyasi iktidar, halklar arasında onarılmaz sonuçlara neden olacak politikaları hayata geçiriyordu” diye konuştu.
‘SÖZÜMÜZ BARIŞ OLACAK’
Gece yoğun geçen nöbetten sonra dinlenmek için evine varmayı hayal eden Eyüp Ergen’, hedef gözetilerek ateş edildiğini ve tek kurşunla katledildiğini dile getiren Arslan, “Tarih 27 Ağustos 2015’i gösteriyordu. Vaka ihbarı verildi ve yola çıktılar. Ambulansı kullanan Şeyhmuz, zamanla yarışıyordu. Nerden bilebilirdi ki, ateş açılacağını, Şeyhmuz katledildiğinde tarih 25 Eylül 2015’i gösteriyordu. Yaşadığı sokakta yaralı bir kadını kurtarmak ve ilk müdahalede bulunmak için çabalıyordu Aziz. Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi ile birlikte insan hakları mücadelesinde de yılmadan yer alan ve mücadelenin sıra neferi olan Aziz keskin nişancı tarafından hedef gözetilerek katledildiğinde tarih 30 Aralık 2015’i gösteriyordu. Başta Eyüp, Şeyhmuz ve Aziz olmak üzere yitirdiğimiz tüm sağlık ve sosyal hizmet emekçilerine sözümüz barış olacak” dedi.

İSTANBUL

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) İstanbul Şubesi ise, Cizre ve Beytüşşebap’ta 2015 yılında uygulanan sokağa çıkma yasağı sırasında öldürülen 3 sağlık emekçisini düzenledikleri belgesel film gösterimi ile andı. Beyoğlu’nda bulunan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) 6 No’lu Üniversiteler Şubesi’nde gerçekleşen anmaya, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Şebnem Korur Fincancı, İstanbul Tabipler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ekmez, SES Şişle Şube Eşbaşkanı Abuzer Aslan ve çok sayıda sağlık emekçileri katıldı.

‘FARKLI BİR SÜREÇ YAŞANDI’

Yaklaşık 40 yıldır ülkede bir çatışmanın olduğunu söyleyen TİHV Başkanı Şebnem Korur Fincancı, sokağa çıkma yasağı sürecine değinerek, “2015’ten sonra Türkiye’de devlerin kolluk kuvvetleri tarafından yapılan ölümler, yaralanmalar sıklıkla karşılaştığımız bir durum oldu.  2015 ve 2016’ta farklı bir süreç yaşandı. Daha önce silahlı güçler ölürken, bu süreçte yoğunlukla sivil ölümler karşımıza çıktı” dedi.

‘SAĞLIK ÇALIŞANLARINA MESAJ VERİLDİ’

İç güvenlik paketi sokağa çıkma yasağı sürecinde yasallaştığına dikkati çeken Fincancı, kolluk güçlerinin silah kullanmasının bu yasa ile yaygınlaştığını vurgulayarak, bu süreçte birçok sivil insanın ‘şüphelendim’ söylemi üzerine yaşamını yitirdiğini belirtti. Ağır koşullardaki bu dönemde sağlık çalışanların sağlık hizmeti verme gayretinde olduğunu aktaran Fincancı, “Aynı şekilde birçok sağlık çalışanı da yaşamını yitirdi. SES Cizre Temsilciliği Yönetim Kurulu üyesi ve Cizre Devlet Hastanesi çalışanı Aziz Vural’da komşusuna yardım etmeye çalışırken keskin nişancılar tarafından vurularak, yaşamını yitirdi. Sağlık çalışanları sadece öldürmekle kalmadılar, aynı zamanda sağlık çalışanları tutuklayarak, oradaki sağlık çalışanlarına bir mesajda verdiler” diye konuştu.

‘BÜTÜN OLANLARA KARŞI DİRENİYORLAR’

Bütün olanlara rağmen mücadelenin diri tutulması gerektiğinin altını çizen Fincancı, son zamanlarda 51 bin kişiye “polise mukavemet” etme gerekçesiyle davaya da soruşturma açıldığını belirterek, bunun da baskılara karşı bir direncin geliştiğinin göstergesi olacağını aktardı. Fincancı, toplum üzerindeki baskılara dikkati çekerek şöyle devam etti:  “Geçenlerde Cizre’deydim. Sokaklarda dolaşırken insanlar kaygılı ve sessiz bakıyorlardı. Ama tüm olanlara karşı orada kalmaya devam ediyorlar. Mücadelenin en büyük öznesi kadınlar. Baskı kimlerin üzerine yoğunlaştırsa onlarda bir direnç gösteriyor. Kadınlarda özne olma mücadelesi olma söz konusu. Yine aynı şekilde baskıların yoğunlaştı Kürtlerde bir direnç gösteriyor. Bir Kürt’ü siyaset alanında bırakmamak için tutuklayıp duruyorlar. Ama bütün olanlara karşı direniyorlar. İnatla siyaset yapmaya devam ediyorlar.”

‘NASIL YAPMALI?’

Var olan baskılara karşı mücadelenin çeşitlenerek devam etmesi gerektiğini kaydeden Fincancı, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Nasıl yapmalı, ne yapmalı? Tartışmalarını yapmamız lazım. Yeni mücadele teknikleri geliştirmemiz gerekiyor. Sivil itaatsizlik eylemlerini gibi insanların korkusunu yenebileceği mücadele ağlarını geliştirmemiz lazım.”

Anma, belgesel film gösterimi ile sona erdi.

Kaynak: MA 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.