“Medeniyetler Şehri”ne tepkiler sürüyor » DevhaberDevhaber

18 Haziran 2021 - 05:17

“Medeniyetler Şehri”ne tepkiler sürüyor

“Medeniyetler Şehri”ne tepkiler sürüyor
Son Güncelleme :

06 Haziran 2021 - 13:57

33 views

DEVHABER- Gaziantep’te kent merkezi dışına taşınacak olan 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı arazisinin “Medeniyetler Şehri” projesiyle  imara açılmasına tepkiler devam ediyor.

Komutanlık arazisinin bitişiğindeki Dülükbaba Ormanı ile birleştirilmesi gerektiğini söyleyen  Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)  Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Aykut Kocalar, Birçok Meslek Odası, STK, sendika ve şahıslar tarafından söz konusu imar değişikliğine yapılan itirazlar Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından ret edilmiştir. İtirazda talep edilen bu arazinin yapılaşmaya açılmamasının ve Dülükbaba Ormanı ile birleştirilip Kent Ormanı yapılmasının Gaziantep’e ne zararı olabilir? Yeşil fakiri bu kentin, gelecekte çocuklarımızın, torunlarımızın, ormana ihtiyacı yok mudur? Söz konusu arazi kentimizin az sayıdaki yeşil alanlarından biri olan Dülükbaba Ormanının hemen yanı başındadır” dedi.

Arazinin imara açılmasıyla betonlaşmanın önünün alınamayacağını belirten Kocalar, “İlk etapta kısıtlı bir yapılaşma ön görülse de ülkenin değişik yerlerindeki askeri kışlaların şehir dışına taşınma örneklerinde gördüklerimiz, projenin nasıl devam edeceği konusunda bir fikir vermekte ve bizleri endişelendirmektedir. Şehir merkezine yakınlığı, yeşil alana-ormana, komşu olması nedeniyle oldukça kıymetli olan bu geniş arazinin hızla betonlaşmasının önü maalesef alınamayacaktır. Alınan bu karar ile imara açılan bu arazinin hemen yanı başındaki Dülükbaba Ormanının geleceği de tehlikeye girebilecektir” dedi.

TMMOB Gaziantep İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri ve TMMOB Makina Mühendisleri Odası Gaziantep Şube Yönetim Kurulu Başkanı Aykut Kocalar’ın konuya ilişkin açıklamasının tamamı şöyle:

Geçmişten günümüze, dünyamızın çevre sorunları artmaya devam ederek su kirliliği, toprak kirliliği, hava kirliliği, atıklar ve tüm bu sorularının birleşmesi ile neticesinde iklim değişikliği gibi birçok önemli sorunu beraberinde getirmiştir.

Atmosferdeki karbondioksit oranının artışı, ozon tabakasındaki delik, iklim değişiklikleri, kuraklık, seller, nükleer ve endüstriyel kirlilik, sulardaki yaşamın zarar görmesi, su kaynaklarının aşırı kullanımı ve kirlenmesi, ormansızlaşma, tarım alanlarındaki verimliliğin azalması, sağlıksız kentleşme, ranta dayalı plansız yapılaşma su, kanalizasyon ve kentlerin çöp sorunu günümüzün başlıca sorunları arasındadır. Yeryüzü ve evrenin evrimine özgü sorunlarla birlikte dünyanın ekolojik dengeleri sarsılmakta, izlenen yanlış sanayileşme, kentleşme, ulaşım ve enerji politikaları bu olgularla birleşmektedir. Bu noktada sermayenin dizginsiz azami kâr güdüsü, çevre-doğa-insan ilişkilerinin karşısına çıkan en önemli engeli oluşturmaktadır. Doğal kaynaklar sermayenin yağmasına bırakılırken, çevre sorunlarına ilişkin denetim ve yaptırım eksikliği ülke zenginlikleri olan ormanlar, hazine arazileri ve kıyıların talana açılmasına, yağışların sel felaketlerine, depremlerin katliama, çöp yığınlarının patlamalara dönüşmesine neden olmaktadır. Aynı nedenlerle tatlı su kaynakları korunamamakta, yeraltı ve yerüstü su kaynakları kirletilmektedir.

Yaklaşık bir buçuk yıldır, Covit 19 Pandemisi ile mücadele ediyoruz. Tam anlamı ile kontrol altına alınamayan Covid – 19 Pandemisi insanlığa zor günler yaşatmaya devam etmektedir. Bunun yanında pandemi sürecinde, çevre sorunlarına ve doğanın tahribatına insanlığın bakış açısını ve yaklaşımını değiştirmesi gerektiği farklı bir süreci de yaşadık. Pandemi, insan ve çevre ilişkisi ile doğanın dengesinin ne denli iç içe olduğunu göstermiştir. Dünya üzerindeki her sistemin bir dengeye sahip olduğu ve bozulan dengenin ise yeniden bir düzene gelmesi için yıkıcı ya da yapıcı çözümlerinin olduğu bir gerçektir. Yıkıcı değil de yapıcı çözümlerin hayata geçirilmesi ise insanlığın elindedir.

Salgınının görülmeye başladığı ilk süreçte, insanların evlerine kapanması, toplu taşıma ve özel araç kullanımının azalması, birçok işyerinin kapanması, fabrikaların üretim kapasitesini düşürmesi, endüstriyel faaliyetlerin azalması ve dolayısı ile fosil yakıt kullanımında büyük oranda düşüş yaşanması, hava kalitesinin olumlu yönde iyileşmesine neden olmuştur. Hava kalitesindeki iyileşmenin yanında doğal yaşam manzaraları da görülmeye başlanmış, kendi haline bırakılan doğa kendini yenilemeye başlamıştır. Pandemi sürecinde, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan birçok bitki ve hayvan türünün tekrar çoğalmaya başlaması, kendilerine yeni yaşam alanları yaratması ve kendi doğal dengelerini tekrar oluşturmaya başlaması, bunun yanında özellikle hava kalitesinde sıkıntı olan büyükşehirlerde ciddi oranda iyileşme görülmesi; insan ve doğa ilişkisini gözlemlememiz gerektiğini açıkça göstermiştir.

Kısacası Covid-19 krizinin sosyal, ekonomik ve çevresel etkileri, gelecekte çevre, doğa kirliliği ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için hangi derslerin alınması gerektiğini insanlığa göstermiştir.

Doğamız ve çevremiz yok olmadan artık, çevre ve doğa tahribatının, iklim değişikliği ile birleşerek günümüzün en önemli sorunları arasında yer aldığının görülmesi gerekmektedir. Bu duruma kapitalizmin sömürü ve azami kâr güdüsü ile yürütülen doğa ve kentsel-kırsal alanlar üzerindeki rant talanının yol açtığının, sanayi, tarım, ulaşım, enerji, maden, orman, mera ve çayırlar, kıyılar, doğal kaynaklar, yeraltı-yerüstü su kaynakları gibi birçok alanda izlenen yanlış politikalar olduğunun görülmesi gerekmektedir. Doğayı ve çevreyi biz çocuklarımızdan ödünç aldık anlayışı ile geleceğimize ve çocuklarımıza yaşanılabilir bir doğa ve çevre bırakmak zorunda olduğumuzu herkesin bilmesi gerekmektedir.

İşte bu yüzden kentimizin geleceği için çok önemli gördüğümüz bir çevre sorunumuzu da bu önemli günde, 5 Haziran Dünya Çevre Gününde tekrar hatırlatmak istiyoruz. 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nın bulunduğu arazide yapılan imar değişikliğine Meslek Odaları olarak kaygılıyız, endişeliyiz.

Birçok Meslek Odası, STK, sendika ve şahıslar tarafından söz konusu imar değişikliğine yapılan itirazlar Büyükşehir Belediyesi Meclisi tarafından ret edilmiştir. İtirazda talep edilen bu arazinin yapılaşmaya açılmamasının ve Dülükbaba Ormanı ile birleştirilip Kent Ormanı yapılmasının Gaziantep’e ne zararı olabilir? Yeşil fakiri bu kentin, gelecekte çocuklarımızın, torunlarımızın, ormana ihtiyacı yok mudur? Söz konusu arazi kentimizin az sayıdaki yeşil alanlarından biri olan Dülükbaba Ormanının hemen yanı başındadır. Medeniyetler Şehri Projesi olarak isimlendirilen proje çerçevesinde bölge yapılaşmaya açılınca sonucun ne olacağını şimdiden kestirmek zor olmasa gerek. İlk etapta kısıtlı bir yapılaşma ön görülse de ülkenin değişik yerlerindeki askeri kışlaların şehir dışına taşınma örneklerinde gördüklerimiz, projenin nasıl devam edeceği konusunda bir fikir vermekte ve bizleri endişelendirmektedir. Şehir merkezine yakınlığı, yeşil alana-ormana, komşu olması nedeniyle oldukça kıymetli olan bu geniş arazinin hızla betonlaşmasının önü maalesef alınamayacaktır. Alınan bu karar ile imara açılan bu arazinin hemen yanı başındaki Dülükbaba Ormanının geleceği de tehlikeye girebilecektir. Dülükbaba Ormanı tamamı insan eliyle dikilmiş ağaçlardan oluşan, bin bir emek ve zahmet ile bu günlere gelen şehrin en önemli ve sembol doğal değerlerinden biridir. Ormanın hemen yanı başındaki arazinin imara açılarak betonlaşmasının yerine Dülükbaba Ormanı ile birleştirilerek kent halkının doğa ile kucaklaşabileceği, nefes alabileceği bir Kent Ormanına dönüştürülmesi kentimizin geleceği için çok önemlidir. Kent halkının az da olsa doğa ile kucaklaşma fırsatı bulduğu Dülükbaba Ormanının korunarak yaşatılması ve genişletilmesi başta idareciler olmak üzere tüm kent halkı olarak hepimiz için bir görevdir. Bu alanın imara açılması kentin geleceğine yapılan en büyük ihanettir. Sonuç olarak, alınan bu kararın tekrar değerlendirilmesini talep ediyoruz.

Bunun yanında Fevzi Çakmak Bulvarı üzerindeki Karayolları arazisine yapılması planlanan yeni Valilik Binası’nın yer seçimi birçok açıdan olduğu gibi çevre açısından da yanlış bir karardır. Proje alanında çoğu yetişkin olmak üzere 630 adet ağaç bulunmaktadır. Hali hazırda spor sahaları, çocuk oyun alanı da mevcuttur. Bu alan, bölge halkının nefes almasına, çocuklarıyla vakit geçirmesine imkân sağlayacak büyük bir kent parkı olma niteliğindedir. Bu bölgede böylesine kapsamlı ve nitelikli bir park mevcut değildir. Bu kararın da tekrar değerlendirilmesini talep ediyoruz.

Ve sonuç olarak;

Gelecek nesillere iyi bir çevre ve doğa bırakmak için, yeşil alanları, çevreyi ve doğayı koruyup çoğaltmak ve kirlenmeleri önlemek gerekli olduğunu, daha iyi yarınlar için doğamıza sahip çıkılması gerektiğini tekrar hatırlatıyoruz. Bu duyarsızlık ve doğa tahripleri devam ederse, kuşkusuz kaybedilen geleceğimizi geri getirmemiz mümkün olmayacaktır.

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.