Yazı Detayı
04 Ağustos 2017 - Cuma 13:14
 
UZAK KENTLERİN YAKIN ÇOCUKLARIYIZ
Havva Kılıç / ANTALYA
alivefa@devhaber.net
 
 

UZAK KENTLERİN YAKIN ÇOCUKLARIYIZ
AYNI GÖĞÜ KINALADIK GÖĞSÜMÜZE !

 

Bir kentin  havasına, suyuna , toprağına nasıl bakarsan o da öyle mi bakar sana ?

Gözleri mesela, kör kuşları, sakat kanatları ve solan göğüyle  ölümcül bakmaz mı yüzünüze ?

Ya elleri…

Tutun ellerini, nereye götürmek isterse oraya götürmez mi sizi ?

Ayakları yalın  mı ? Markalı mı atıyor adımlarını her sabah ?

Yürümenin sözü mü olur karanlığın  gözünde ?

Bakın hele.

‘Beklemenin felsefe kitabı’ misali  hep bir şeyler bekledik, bir şeyler bekliyoruz değil mi ?

Sorun hele ;

Caddesiyle, sokağıyla, evleriyle bir kent ne bekler sizden ?

Kendi  ellerinizle inşa ettiğiniz  kentler  ne bekler diye sorun kendinize.

Yahut  siz ne bekliyorsunuz  bir kentten ?

Kalbine kalbinizi  dayamadan bakın bakalım  yüzüne , bakabiliyor musunuz ?

Ve gün

Ve güneş

Ve çıplak ay

Ve yıldız süsüyle gecenin günahı

Ve minarenin metalik sesinde ki tanrı…

Işıklar boyu

Karanlıklar boyu

Ve odalar boyu

Ne kadar fazla ve ne kadar eksiğiz.

 

Sen benim uzak coğrafyam

Aynada ki yüzüm.

Düşümde ki  masal

Masal da anka’nın kanat sesi

Aşk’ı zaman

Uyan

Ve düşür  ateşini  yeryüzüme.

 

Bak !

Düşlerinden vuruluyor sevemediğimiz çocuklar !

Gün dünde eskiyen  fotoğraf

Siyah beyaz mihengi.

Zamanın  kalbinde  ki mabet

Ahlarda  yutkunan ibadet

Dudağın  kenarında ki  dua

Terinin  kiri

Ellerinin   lekesi

Yılgı yenilgi

Görme beni.

Görme sesimi duyuramayan çığlık

Ve döngüsünde ki yeryüzü

Uyan !

Uyandır bizi.

 
Etiketler: gaziantep,antalya,muraat güreş,devhaber.net,tutsak,özgürlük
Yorumlar
Haber Yazılımı