Yazı Detayı
28 Ekim 2017 - Cumartesi 23:49
 
NAMUS
Muhittin ÇOBAN / İSVİÇRE
alivefa@devhaber.net
 
 

“Almış kaçırmışlar seni
Çökertmişler ıssıza
Namus belasına gardaş
Kıydığımız can bizim”


Diyor Cem Karaca.


Şeh Bedrettin de, “Yarın yanağından gayrı” diyor.
Yunus Emre ise “Gezdim Halep ile Şam’ı, eyledim ilmi talep, meğer ilim bir hiçmiş, illa edep illa edep” diyor.
Namus, ah namus, vah namus!
Hayatlarımızı çekilmez hale getiren, mahveden, tüketen ‘namus’.
Hep bunu deriz: 
Namuslu olacaksın!
Namussuzsan hiçbir yerde yerin yok. İtilirsin kakılırsın. Horlanırsın. Bu da yetmez öldürülürsün.
İzzet-i nefsine sahip olacaksın.
Peki, namus deyince ne aklımıza gelir:
Öncelikle kadının bacak arası tabii ki!
Orası çok önemli, çok çok özel! 
Her yere, her şeye bir şey olsun, ama oraya asla bir şey olmasın.
Sadece erkek değil kadın da hayatı pahasına o bölgesini korumalı. Kulak zarı yırtılmalı ama kızlık zarı sağlam kalmalı.
Yoksa hayat zindan, ölüm kurtuluş olur.
Biliriz ki, gerici ve din ağırlıklı toplumlarda namus kavramı daha sık konuşulur, namus cinayetleri daha çok işlenir, ölen daha çok kadın olur.
Bunun adı töre ve namus cinayeti değildir, Erkek cinayetidir, Erkek egemen yasasıdır.
Bugün ortalama her gün bir kadının öldürülmesinin ardında yatan neden budur.
Namus için işlenen cinayet kutsaldır. Cezada fazla almazsınız, hafifletici nedenleriniz çoktur.
Korkmayın, hiç korkmayın her şey Namuslunun lehine.
Analar, bacılar, karılar erkeğin namusunu korumadı mı, öldürün.
Onurunuzu, şerefinizi, mülkiyetinizi koruma hakkınız var; bu hak erkeğin hakkı.
Namus kavramı insanın hayatına nasıl girdi?
Bir zar bu derece önemli hale nasıl geldi?
Bu soruyu çok kişi sormaz, sorarak kurulu sistemin huzurunu kaçırmak istemez.
Namusu sorguladığımızda Erkek egemen sistemi sorgulamış olacağız. 
En tehlikeli nokta da burası, sorgulamayacaksın, erkeğin ürettiği yasaya uyacaksın.
Namus dinlerin ortaya çıkmasıyla birlikte ortaya çıkan bir kavram değil, bunu iyi bilelim.
Ama tüm dinler gibi İslami dinde namus üzerinde çok durmuş, Özel Mülkiyetçi yasaya destek çıkmış, kadının namusu erkeğin namusu olduğunun altını çize çize söylemiştir.
Kadın kendi için değil erkek için namusunu koruyacak, çünkü kadın erkeğe ait, erkeğin kaburga kemiğinden türetilmiştir.
Namusunu korumayan kadın cehennemliktir. Taşlanmayı hak etmiştir.
Dinler Özel Mülkiyeti koruyan, destekleyen yasalar bütünüdür.
Hiçbir din yoksulluğu ve yoksulluğa neden olan mülkiyeti ortadan kaldırın demez; aksine mülkiyete tecavüz etmek suçtur, günahtır, cezası büyüktür der.
Kadın da bir mülktür, erkeğe ait bir mülk. Tarla gibi, ev gibi, inek gibi, çatal kaşık gibi…
Tarlaya girmek, kümese girip tavuğu çalmak günah ve suçsa, kavga ve cinayet sebebiyse, özel mülk olan kadına da tacizde ve tecavüzde bulunmak aynı derecede suçtur günahtır. 
Kadın da sahibinden başkasına kendini sunamaz.
Erkek mülkiyetini hayatı pahasına korumak zorunda, yoksa adamdan sayılmaz, adam diye sokakta başı dik gezemez.
O zaman şunu rahatlıkla söyleyebiliriz:
Namus Özel Mülkiyetin bir sonucudur. 
Özel Mülkiyetin ürettiği bir ahlak yasasıdır.
Üretim aletlerini elinde bulunduran erkek yaşamı boyunca edindiği mülkü kendinden olan çocuğa (erkek) bırakmak istiyor, dolayısıyla Erkek çocuğun kendinden olduğundan emin olması gerek.
Bunun için kadını köleleştirmesi gerekiyor.
Evlilik bunun ilk ve en önemli adımı.


Erkek kadını da namustan sorumlu yapıyor. Ölümün pahasına izzet-i nefsini koruyacaksın demiş. Koruyacak ki erkeğinin namusuna leke sürülmesin, cehennemin kapısını aralamasın, ortalık malı olmasın.
Özel Mülkiyetin toplum yaşamına egemen olmasıyla köleleşen, köleliği kabullenen kadın kendisi için yaşamayı terk edip erkek için yaşamaya başlamasıyla birlikte kendi olmaktan da, birey olmaktan da çıkışıyor, düşünme biçimi de erkekleşiyor.
Peki, gerçekten erkeğin namusu kadında mı saklı?
Kadınlarımız hayatlarını erkekler için mi yaşamalı?


 
Ama şu bir gerçek, kadının özgürleşmesi, birey olabilmesi, kendisi için yaşamaya başlaması erkeğin mülkü, erkeğin namusu olmaktan çıkmasıyla başlayacaktır.
Namus Özel Mülkiyetle ortaya çıktıysa, demek oluyor ki kadının da kendi olabilmesi için Özel Mülkiyetten çıkması gerekiyor.

 

“Kır kalemi kes cezamı
Yaşamayı neyleyim
Namus belasına gardaş
Verdiğimiz can bizim”

 
Etiketler: NAMUS,
Yorumlar
Haber Yazılımı