Yazı Detayı
04 Temmuz 2017 - Salı 14:19
 
‘BİR KISIM SOL’UN ‘ATALET’ ARAYIŞI
Raşit Şahin / İSTANBUL
alivefa@devhaber.net
 
 

 

Sol dan kastım Sosyalist sol.Yani Kapitalist sosyo-ekonomik formasyonu tasfiye edip Sosyalist üretim ilişkileri ve sosyalist toplumsal ilişkiler kurmayı amaçlayan sol…                                                            

 

Birbirine özdeş iki ülke gerçekliği yok.Her ülke aynı ilişkiler kendi tarihsel-toplumsal farklılığında yaşıyor.İtalya Faşizmi, Almanya Nasyonal-Sosyalizmi, Franco Falanjizmi, Metaxas Diktatörlüğü ve 12 Eylül faşizmi vb. hepsi faşisttir, ancak kendi özelliklerine sahip biri diğerinden gerek ortaya çıkış biçimleri,gerek varoluş biçimleri ve gerekse sona eriş biçimleri ile birbirlerinden ayrılırlar..Eğer toplumsal-Tarihsel bir olgu tüm toplumlarda aynı biçimlerde ortaya çıkıp gelişseydi toplumsal bilimlerin karakteristiği olan yasallık kategorisinin tek yönlü olmayan ilişki niteliğine de gerek duyulmazdı.Bir kez anlaşıldımı bir daha üzerinde düşünmeye ve farklı davranmaya gerek kalmazdı.

 

Her sosyalist parti kendi ülkesinde sosyalist ilişkiler kurup geliştirmek ister ancak her birini diğerinden kendi ülkesinin toplumsal-tarihsel koşulları farklılaştırır. Bu mücadele her ülke için geçerli ve olmazsa olmaz bir koşul vardır.Devrim anı bir sıçrama anıdır ve bu sıçrama anı ancak bir dizi koşulun varlığını gerektirir.Bu koşulların koşulu olan koşul ise sanıldığı gibi sosyalist partilerin işçi sınıfıyla kurduğu organik bağ değil(bu varlık sebebidir),tüm halkla kurduğu organik ilişkidir.Toplumsal bir güç haline gelememiş olan bir partinin işçi sınıfının yalın öncülüğünden hareketle, devrim anından yararlanıp sosyalist ilişkileri kurması olası değildir. İşçi sınıfının devrimciliği Kapitalist ilişkilerin tasfiyesinin olmazsa olmazıdır ancak yeterli değildir. Parti öncülüğü ve sınıf devrimciliği bu kuruluş sürecinin temelidir tüm içeriği değildir.

 

Toplumsal öncülük toplumsal-siyasal sorunlara getirilen çözüm önerileri ile ve bu önerilere uygun eylemlilikle zaman içerisinde kurulan güven ilişkisiyle gerçekleştirilir.Güven toplumsal-siyasal güvendir..Geleceğe güvenmektir,halkın kendi gücünün farkına varmasıdır ve sorunlarının kurulacak yeni toplumsal-siyasal sistemle çözüme ulaşacağı inancıdır.

 

Hiçbir sosyalist düzen değişikliği toplumsal-siyasal sorunlara uzak durarak, sınıfsal-siyasal öncelikleri dogmatik gerçeklikler olarak en başta tutarak gerçekleşmemiştir.

 

Burjuvazinin gericileştiği, Faşist rejimlerden gelecek beklediği çağımızda ,işçi sınıfı partilerinin sadece sınıfa değil,tüm topluma öncülük etme zorunluluğu vardır.Bu hem bu partiler için bir varoluş sorunudur hem de toplumun Faşizmin baskılarından yılarak kabullenmesinin önüne geçmenin gereğidir.Örgütsüz,bilinçsiz halk kitleleri faşizmin av sahasıdır ve buradan beslenirler.Bu av sahasını kapatmak,Faşizmin beslenme yollarını kesmek Sosyalistlerin çağımızdaki öncelikli görevlerindendir.

Elbette bu görev verili koşullarda başka partilerle işbirliği yapmayı gerektirecektir. Günümüzde hemen hemen tüm ülkelerde Sınıf partileri en güçlü ve en etkin partiler değildir. Halk kesimleri çeşitli reformist,revizyonist,liberal-popülist partiler etrafında örgütlenmiş ve onlardan çare bekler durumdadır.Bu partilerle birlikte her türden sebeple gerici-faşist rejimlere karşı mücadele birliğini ret etmek bir adım sonrasında bu partilerin tabanını gericiliğe bırakmak demektir.Çünkü bu partiler kararlı,etkili ve sonuç alıcı bir mücadele yürütemezler.Eninde sonunda kendi politik programlarının gereği düzen sınırlarının içinde kalarak egemen güçlerle uzlaşacaklardır.

 

Büyük halk kitlelerinin gericiliğe karşı mücadele için çare aradığı ve sosyalist partilerin bunu gerçekleştirebilecek siyasal hegemonyaya sahip olmadığı bir ortamda bu çarenin düzen içi muhalefet tarafından ortaya konmuş olması özgün ve yeni bir durum değildir. Önemli olan bu mücadele potansiyeline gücünü ve etkinliğini koyarak hem demokratik muhalefeti genişletmek hem de bu muhalefeti düzenin sınırlarının ötesine taşımaktır.

 

Sınıf mücadelesini çeşitli ikinci dereceden haklı ya da abartılmış gerekçelerle toplumsal-demokratik mücadelenin gerisinde tutmak öncülük değil artçılıktır.

 

Siyasal atalet siyasal yok oluşun öngünüdür.

 
Etiketler: ‘BİR, KISIM, SOL’UN, ‘ATALET’, ARAYIŞI,
Yorumlar
Haber Yazılımı