Yazı Detayı
11 Temmuz 2017 - Salı 17:01
 
ADALET YÜRÜYÜŞÜ VE GAZİANTEP EKİBİ
MURAT GÜREŞ
muratgures27@gmail.com
 
 

“Orada idim demek ve tarihe tanıklık etmek” için bir araya gelen arkadaşlar ile cumartesi öğleden sonra otobüslerin hareket edeceği Kültür Park’ta bir araya geldik. Sırt çantasını kapan gelmişti. Ayaküstü selamlaşmalar ve kısa aralıklı sohbetlerden sonra son sigaralarımız içerek araçtaki yerimizi aldık.

 

Otobüste gerçekten samimi, içten, uyumlu ve güzel insanlar vardı. Ali Ateş ile Çetin abi araç komutanıydı. İki saatlik bir yolculuğun ardından ilk molamızı verdik. Ali ile Şamil ile çaylarımızı yudumladıktan sonra; Hüsne, Mine, Meryem ve Beyza hanımlarla kısa bir durum değerlendirmesi yaptık, dayımoğlu meclis üyesi Yılmaz, Hasan Şencan, Bektaş Şarklı, Sevilay hanım v o kısa zaman aralığı içinde tanıdık yüzlerle hoş merhabalar aldık verdik.

 

Bizler,  yeniden 3 nolu aracımıza bindiğimizde, yolun uzunluğunu da hesap ederek zamanı daha iyi kullanmak açısından otobüsü bir foruma dönüştürdük.

Neden adalet?

Ne için yoldayız?

CHP bundan sonra yoluna nasıl devam etmeli?

Adalet Yürüyüşü ülkede nasıl yankı buldu?

Orman yangınları neden bu kadar çoğaldı?

Güneydoğu’da siyaset yapmanın zorluğu? gibi birçok konu tartışıldı.

Zaman zaman müziğin sesine ve ritmine kulak verdik. Kimi zaman İzmir Marşı okundu çiçekler açtı, kimi zaman Gündoğdu ile İstanbul siperlerine dayanmanın heyecanı hissedildi. Müzik olur da eğlence olmaz mı?

Otobüsümüzün genç ama bir o kadar samimi muavini dahil yol boyunca oynamakla ilgili hünerlerini sergilerken, biz uzun yol çizgilerini geçtiğimizi fark edemedik bile…

Her mola, bir başka estetik yaşandı.

İstanbul’a Pazar günü saat 11:00 gibi girdik.

Prof. Dr. Mustafa Türkoğlu İlköğretim Okulu’nun önündeki geniş bir alana park edene kadar geçtiğimiz yollarda el sallayarak selamlayan oldu, pastane önlerinde oturanlar alkışladı,  gençler sloganlarla sevgi gösterisinde bulundu.

 

Dörtlü kortej ile Maltepe sokaklarında yürümeye başladığımızda o sevginin içtenliğini ve sıcaklığını çok daha derinden yaşadık. Balkonlarına çıkarak alkışlayanlar, kornaları ile sloganlara karşılık veren araç sürücüleri, dolmuş, otobüs ve taksiciler, adalet tişörtlü başörtülü genç kızlar, yumruklarını sallayarak gençler, esnaf, gülümseyenler, sevinçten yerlerinde duramayanlar, kırılan kolunun alçısı üzerine “adalet yazdıranlar” başka illerden gelenler, birbirini tanımayan ama adalet, hak, hukuk talepleri ile bizlerle selamlaşanlar daha miting başlamadan devasa bir kardeşlik birlikteliğinin işaretlerini veriyordu.

 

Türkiye’nin her yerinden;  muhafazakârı, sosyal demokratı, solcusu, sosyalisti, KHK mağduru, 15 Temmuz’da tutuklanan erlerin babaları, Nuriye ve Semih’i unutturmamak için orada olanlar, sendikalar, mimar ve mühendisler, tabipler, belediye işçileri, memurlar, kadınlar, çocuklar, genç kızlar, üniversite öğrencileri, yaşlılar, gençler aklınıza kimi getiriyorsanız Maltepe’de idi.

 

Gezi’den bir yıl sonra Kadıköy’deki Gazdan Adam Festivali’ne de gitmiştim. Kadıköy sahilde o gün en az 500 bin kişi vardı. Ancak, Maltepe’deki profil gerçekten çok aha nitelikli ve adalet denilen hedefe odaklanmış, ne için orada olduğunu çok iyi bilen bir kitle idi.

 

Polis gerçekten çok geniş güvenlik önlemleri almıştı. Miting alanında eğitimli köpeklerle saatlerce bomba araması yapıldı. Havadan bir polis helikopteri sürekli alanın üzerinde uçtu. Denizden sahil güvenlik aralıksız devriye attı. Alana girmek isteyenler kapılardan üst araması yapıldıktan sonra ikinci girişte x-ray cihazlarında geçirilerek miting meydanına girebildi. 4 ambulans hazır bekletildi. Basın için akreditasyon uygulaması yapıldı.

 

Kılıçdaroğlu’nu bekleyenler, öncelikle Zülfü Livaneli şarkıları ile coştular. Dragos Sahili’nden 3 kilometre tek başına yürüyerek miting alanına gelen genel başkan büyük bir coşku ile karşılandı.

 

Kılıçdaroğlu, konuşmasında çok önemli mesajlar vererek, mitingin bir final değil başlangıç olduğunu anlattı. Herkes için, herkesin adalet hakkı, hukukun üstünlüğü ve özgürlüğü için yürüdüğünü anlatarak tarihe geçecek 10 maddelik manifestosunu okudu.

 

Ben konuşmayı basın platformundan izledim. 100’ün üzerinden basın kuruluşu vardı. Bazıları mitingi canlı yayınla verdi. Bu kadar basın kuruluşuna rağmen bir gün sora merkez medyada yer alan haberlerin, gerçeği nasıl eğip-büktüğünün göstergesi olması bakımından bir gazeteci olarak benim için önemli idi.

 

Kılıçdaroğlu, mitingi güvercin uçurarak, kendisini dinlemeye gelenlere karanfil atarak bitirdi. Alanı terk eden insanlar 15 kilometrelik bir kuyruk oluşturdu. Organizasyonda yer alan 5 bin kişinin, gönüllü insanlarla birlikte çevreyi birlikte temizlemeleri takdire şayandı.

 

Herkesin gözünde bir ışıltı, yüreğinde heyecan, yeni bir başlangıcın mutluluğu vardı.

 

İstanbullu arkadaşlarımız ile vedalaşmak biraz usun sürdüğü ve karanlıkta otobüsleri bıraktığımız yeri tam olarak kestiremediğim için nevigasyonla bulmaya çalışınca biraz geciktim ve beni beklemek zorunda kaldılar. Arkadaşlara bir kez daha özür diliyorum.

 

Dönüş yolunda bizim otobüste forumu yine kurduk mu?

 

Bu kez konu, miting izlenimleri idi.

Güzel tespitler yapıldı, önemli şeyler söylendi.

Ama ana fikir şu oldu:

Hak, hukuk, adalet, barış, demokrasi, özgürlük, düşünce ve ifade özgürlüğü, çocuklara bırakılacak mutlu bir yarın, siyasette artık gerçek bir alternatifin oluşturulduğu, yakalanan ivme, birlikteliğin devamı, kolektif kültür.

 

Kısacası, herkes biri birlerinin gözlerine bakarak yaşanacak bir ülke için     mücadeleye devam dedi.

 

Kentimize döndük, o tatlı yorgunluk ve gururun hafifliği ile öpüştük, vedalaştık, dağıldık.

 

O gece yorgunluktan, uykunun lezzetine vardık.

Ama gördüklerimizin bir rüya olmadığını biler uyandık.

 

Merhaba Türkiye..

 

 

 

 

 

 

 
Etiketler: ADALET, YÜRÜYÜŞÜ, VE, GAZİANTEP, EKİBİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı