Haber Detayı
05 Mayıs 2017 - Cuma 13:05 Bu haber 1159 kez okundu
 
SURUÇ DAVASINDA MAĞDURLAR VAR SANIKLAR YOK
19 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde Kobani’ye yardım malzemesi götüren Sosyalist Gençlik Federasyonu (SGDF) üyelerine yönelik canlı bomba saldırısının duruşması Şanlıurfa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.21 ayda hazırlanan iddianame, müştekiler tarafından yeterli bulunmadı. Celse 9 saat sürdü.
GÜNDEM Haberi
SURUÇ DAVASINDA MAĞDURLAR VAR SANIKLAR YOK

 

MURAT GÜREŞ/SURUÇ-  Davaya müdahil olmak isteyen tüm kurumların bu talebi red edildi. Duruşmanın müştekilerinden SGDF Eş Başkanı Ceren Çoban hakkında mahkemede verdiği ifadede Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti ile onun kurum ve kuruluşlarına alenen hakaret ettiği gerekçesi ile hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi. Dava 14 Temmuz 2017 tarihine ertelendi.

 

DURUŞMA CEZAEVİNDE GÖRÜLDÜ

IŞİD’in canlı bombası Şeyh Abdurahman Alagöz’ün düzenlediği kanlı saldırıda 34 kişi hayatını kaybetmiş, 70 kişi yaralanmıştı. Türkiye’nin farklı illerinden 113 müşteki bulunması nedeniyle dava Şanlıurfa Ceza ve İnfaz Kurumu Kampüsü Toplantı Salonu’nda görüldü. Davayı CHP Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba başkanlığındaki milletvekili heyeti ile  Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul başkanlığındaki HDP’li bir milletvekili heyeti de izledi. Duruşmada söz alan tüm müştekiler saldırının önlenmesi için yeterli tedbirleri almayan kamu görevlilerinden davacı ve şikayetçi oldular.

 

MAĞDUR ÇOK AMA SANIK YOKTU

IŞID sınır sorumlusu İlhami Bali ile canlı bomba saldırısını planlayan Yakup Şahin ve Deniz Büyükçelebi’nin yargılandığı davada Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi avukatları da müdahil oldu. Ancak İlhami Bali ile Deniz Büyükçelebi’nin kaçak olması, Yakup Şahin’in de Ankara Garı saldırısının sanığı olarak tutuklu bulunması nedeniyle mahkeme salonunda mağdurlar vardı ama hiçbir sanık yoktu.

SIKI GÜVENLİK ÖNLEMLERİ

Türkiye’nin farklı illerinden gelen ve 09:30’da başlayacak duruşmayı bekleyen müştekiler, 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen FETÖ/PDY Şanlıurfa Çatı Davası’nın uzaması üzerine saat 14:00’e kadar kim inşaat çalışmaları devam eden cezaevinin dışında beklediler. Geniş Güvenlik önlemlerinin alındığı, jandarma komandoların akrep ve toma gibi zırhlı araçlarla çevrede kuş uçurtmadığı cezaevi kampüsüne kurulan mahkemeye müştekiler,izleyiciler, avukatlar ve gazeteciler kayıtları alındıktan sonra girebildiler. Avukatlar hariç hiç kimsenin cep telefonu ile içeriye girilmesine izin verilmedi. Bazı avukatlar ve müştekiler bu duruma tepki gösterdiler.

 

AĞLATAN İFADELER

Mahkeme başkanı celseyi açarak Kobani’nin yeniden inşası için Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu çağrısı ile Suruç’a gelen gruba bir canlı bomba saldırısı olduğunu hatırlatarak müştekilere söz vererek katılım taleplerinin olup  olmadığını sordu. Şikayetlerini ve katılım taleplerini yineleyen müştekilerin ifadeleri sırasında duygulu anlar yaşandı zaman zaman izleyiciler gözyaşlarına hakim olamadılar.

 

MÜŞTEKİLER NE DEDİLER?

 

METİN KILIÇ: Müştekilerden söz alan ve saldırıda eşi ile oğlunu çocuğunu kaybeden, kızı da yaralanan Metin Kılıç, “Biz Kobani’deki çocuklara o gün bayram olması münasebeti ile oyuncak ve şeker götürüyorduk. Onlara oyun parkı yapıp yaralarını saracaktık. Eşimi ve oğlumu kaybettim. Onlar için, ‘ölümü hak ettiler’ yaklaşımını kabul etmiyorum. Katliamla sonuçlanan bu saldırıda ihmali olan herkesten şikayetçiyim dedi.

 

FETİ AYDIN: Patlamada oğlumu kaybettim. Çağdaş, iki üniversite bitirmişti. Ama halen işsiz idi. Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu'nun çağrısı üzerine 19 Temmuz 2015 günü öğlen saatlerinde İstanbul'dan kalkan otobüs ile Şanlıurfa Suruç'a gittim. Yolda giderken 3-4 kere yol üzerinde kontrollerden geçtik. Suruç'a giriş yapmadan önce ilçe girişinde polis tarafından durdurularak kontrol edildik. Otobüsten aşağı indirilerek araç ve üstaramalarımız yapıldı. Basın açıklaması yapılacak olan meydana Amara Kültür Merkezi önüne gittim. Yaklaşık 250-300 kişi kadar bir grubun olduğunu gördüm. Basın açıklaması yapılıyordu. Ben de gruba dahil olmak için grubun orta kısmında bulunuyordum. Basın açıklaması bitmesine yakın mantar tabancası sesine benzeyen bir ses duydum, herkes o sesin olduğu yere doğru bakarken akabinde büyük bir patlama gerçekleşti. Patlamanın etkisi ile yere düştüm ve sol kolum sırtım ve göğsümde daha sonra anladığım kadarıyla demir bilyelerin girmesi sebebiyle yaralandım. Orada bulunan vatandaşlar tarafından hastaneye tedavi için götürüldüm. Biz yaralı olarak yerde yatarken polis bize gaz sıktı, ambulansların geçmesine izin vermesi. İlk olarak Suruç Devlet Hastanesinde tedavim oldum, daha sonra Diyarbakır'a sevk edileceğimi söylemelerine rağmen Gaziantep'te bir hastaneye ambulansla götürüldüm. Burada 2-3 saat tedavi için bekledikten sonra tedaviye başladılar. Ertesi gün öğle saatlerinde aynı patlamada ölen oğlum Çağdaş Aydın'ın cenazesini almak amacıyla hastaneden ayrıldım. Oğlumun cenazesini Tunceli Ovacık'a götürdükten sonra tedavimi devam ettirmek için Tunceli Devlet Hastanesinde yattım. Yaklaşık 10 gün burada yattıktan sonra İstanbul'a gelerek Çapa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavime başladım. Kolumdaki platin ve sırtımdaki bilyelerden dolayı halen fizik tedavim devam etmektedir. Ömrüm yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağım.

 

 

SULTAN YILDIZ: Ben güvenlik güçlerinin bu olayın gerçekleşeceğini bildiklerini düşünüyorum. İstanbul’dan gelene kadar defalarca aranmamıza rağmen, Suruç’a geldiğimizde hiçbir güvenlik önlemi yoktu. Patlama olduktan sonra her yeri anında polis kuşattı.

 

ÖZGE SAADET: Bu saldırıda Mimar Sinan Üniversite’sinde sanat tarihi okuyan kardeşimi kaybettim. 21 ay bu dosyaya gizlilik kararı konuldu. Neyi gizlediniz öğrenmek istiyorum. Biz karşınızdayız ama burada sanık yok. Mahkeme cezaevinin içinde görülüyor. Sabahtan bu yana tanımadığımız kişiler gelip kameraları ile bizi çekiyorlar. Salona girerken telefonlarımıza el konuldu. Biz adalet için buradayız ama bir psikolojik bası var. 21 aydır gizlenen iddianameye baktığımızda elle tutulur bir yanı yok. Bu iddianameyi hazırlayan savcılardan ve tüm sorumlulardan şikayetçiyim.

 

DOĞUKAN ÜNLÜ: Canlı bomba saldırısında kardeşimi kaybettim. Herkes bizim neden Kobani’ye gitmek istediğimizi sorguluyor. Biz sadece oraya gitmedik. Van Depremi’nde mağdurlar için orada idik, Soma’da 301 madenci can verdiğinde Soma’da idik. Karadeniz halkını HES’lere kerşı da yalnız bırakmadık. Biz insanın olduğu her yerde halkımızın yanında olduk. 21 ayda hazırlanan iddianameyi okudum ve ben bunun derinleştirilmesini istiyorum. Tatmin edici bir iddianame olduğunu düşünmüyorum. Saldırının önlenmesinde gerekli önlemleri almayan en alt kademeden, en üst kademeye kadar herkesten şikayetçiyim.

 

NURAY PİRİNÇ: Saldırıda oğlum Okan’ı kaybettim. 17.5 yaşında idi. Liseyi yeni bitirmişti. Ölümünden sonra üniversiteyi kazandığını öğrendik. Benim oğlum bir kere öldü, ben her gün ölüyorum. Allah hiçbir anneyi, evlatları için ağlamak zorunda bırakmasın. Tüm sorumlulardan şikayetçiyim.

 

YAĞMUR ŞEKER :  Siz hiç 17 yaşınızda morga girdiniz mi? Size babanızı teşhis etmenizi istediler mi? Babanızın yanmış cesedine dokundunuz mu? Bir başka baba, 'Devlet, kızımın can güvenliğini korumaz mı?' diye soruyor. İçimiz yanıyor. Davacıyız. Davamız divana mı kalacak? Biz burada sanık görmek, gözlerinin içine bakmak ve yüzlerine tükürmek istiyoruz. Babamın hayali savaşın travmasını yaşayan Kobanili çocukların travmalarını atlatmaları ve tedavi olmaları için bir hastane kurulması idi. Emekçi bir insan olan babamız bu hayalini evini satıp bana ve ablam Dilek Kaya’ya hakkımızı verip Suruç’a gitti. Yanında 15 bin dolar parası vardı nerede bu para bilmek istiyorum.

 

MEHMET ÖZKAN: Bizim çocuklarımız, Kobanili çocuklara iyilik için orada idi. 21 aydır dosyada gizlilik var. Soruyorum sizlere sanık Yakup Şahin’den 21 ayda ne öğrendiniz? Bu eylemi kim planladı? Biz ölüm değil sonuna kadar barış istiyoruz. Ben Kürdüm, bu bizim tercihimiz değil. Allah bizi böyle yaratmış. Bizi istemeyen bunu yaradana sorsun. Canımıza da mal olsa biz barış için mücadele edeceğiz.

 

ŞEMSİ YURTGÜL : (Kürtçe verdiği ifadeden) Oğlum Kobanili çocuklara şeker götürecekti.   Bir çanta dolusu şeker hazırladı. Ama bu dileği yerine gelmeden canına kıydılar. Ben oğlumun ölümünden sonra çocuklara şeker dağıtıyorum. Ben oğlumun elbiselerini ve çantasını istiyorum. Onun hatırasını bana verin.

 

ARA KARAR: MÜDAHİLLİK TALEPLERİ RED EDİLDİ

Müştekilerin dinlenmesinin sona ermesinin ardından mahkeme müdahillik taleplerini ile iddia makamının mütalaasını aldıktan sonra ara karar için duruşmaya 45 dakika ara verdi.Mahkeme başkanı ara kararında; CHP, HDP, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu, BEKSAV, Eğitim-Sen Genel Merkezi, Pir Sultan Abdal Derneği Genel Merkezi, Türkiye Barolar Birliği, İstanbul Barosu, Antalya Barosu, Gaziantep Barosu, Şanlıurfa Barosu, Diyarbakır Barosu, Batman Barosu ile Özgür Hukukçular Platformu’nun müdahillik taleplerini ayrı ayrı red ederken, tüm müştekilerin katılım talebini kabul etti.

 

BİR DE SUÇ DUYURUSU KARARI ÇIKTI

Bir sonraki duruşmada sanık Yakup Şahin’in SEGBİS ile celseye katılması katılmasına karar verirken, polis operasyonu sırasında kendisini patlatan Yunus Durmaz’ın evinde yapılan aramada bulunan iki adet telefonun HTS kayıtlarının çıkarılması için BTK’ya müzakere yazılmasına, dosyanın firari sanıklarından İlhami Balı ile Deniz Büyükçelebi’nin yakalanması için infazın beklenmesine, sanık Yakup Şahin, M.Kadir Cabael (kendisini patlatan IŞID depo sorumlusu) Metin Akaltın (Ankara Gar Saldırısı davasında tutuklu), Şeyhmuz Sarı, Deniz Büyükçelebi’nin eşi Songül Büyükçelebi ile Nusret Yılmaz hakkında bir tahkikat olup olmadığı konusunda il emniyet müdürlüklerine yazı yazılmasına, patlamada hayatını kaybedenlerin eşyalarının yakınlarına teslim edilmesinin değerlendirilmesinin bir sonraki celseye bırakılmasına ve mahkemenin 14 Temmuz 2017 tarihine ertelenmesine karar verdi.

 

Öte yandan mahkeme başkanı, duruşma savcısının talebi üzerine celsede söz alan müşteki Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu Eş Başkanı Ceren Çoban’ın kullandığı ifadelerde, Cumhurbaşkanı’nı, Türkiye Cumhuriyeti devleti ile onun kurumlarını alenen aşağıladığı iddiası ile hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına da ayrıca bir karar verdi.

 

Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Ankara’daki saldırıdan dolayı Ankara’da tutuklu olan sanık Yakup Şahin ve Suriye’de oldukları iddia edilen İlhami Ballı ile Deniz Büyükçelebi için ayrı ayrı 104’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor.

 

FOTOĞRAF : Ali Vefa YURDAL 

 

 

 

 

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: SURUÇ, DAVASINDA, MAĞDURLAR, VAR, SANIKLAR, YOK,
Haber Videosu
suruç saldırısı, yakup şahin, sdgf, ceren çoban suç duyurusu, şanlıurfa cezaevi, amara kültür merkezi, kobani
Yorumlar
Haber Yazılımı