Haber Detayı
25 Aralık 2017 - Pazartesi 17:24
 
Adalet Cumhuriyet'e hala çok uzak... Yine tahliye çıkmadı
Gazetemizin yayın politikasının suçlama konusu edildiği dava kapsamında Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanımız Akın Atalay, muhabirimiz Ahmet Şık ve muhasebecimiz Emre İper, bugün bir kez daha hâkim karşısına çıktı
SİYASET Haberi
Adalet Cumhuriyet'e hala çok uzak... Yine tahliye çıkmadı

Gazetemizin yayın politikasının suçlama konusu edildiği dava kapsamında Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu, İcra Kurulu Başkanımız Akın Atalay, muhabirimiz Ahmet Şık ve muhasebecimiz Emre İper, bugün bir kez daha hâkim karşısına çıktı. Mahkeme ara kararında Cumhuriyetçilerin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşmaya Ahmet Şık'ın savunmasına "siyasi" olduğu gerekçesiyle izin verilmemesi damga vurdu. Mahkeme salonundan çıkarılması talep edilince Şık, "Gün gelecek siz yargılanacaksınız, unutmayın bunu. Umarım siz kendiniz gibi bir mahkemede yargılanmazsınız" dedi. Ahmet Şık'ın savunmasının engellenmesinin ardından Murat Sabuncu ile Akın Atalay da savunma yapmaktan vazgeçti. Duruşmada ifade veren tanık Doğan Satmış, tutuklu Cumhuriyetçilerin yıllarca FETÖ'ye karşı mücadele ettiğini vurguladı.

 

Haberlerimizin ve köşe yazılarımızın delil olduğu dava kapsamında yazar ve yöneticilerimiz bugün İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 5. kez hâkim karşısına çıktı. Mahkeme ara kararında tutuklu Cumhuriyetçilerin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 9 Mart'ta Silivri'de görülecek.

 

Bugünkü duruşmaya Ahmet Şık'ın savunmasına "siyasi" olduğu gerekçesiyle izin verilmemesi damga vurdu. Mahkeme salonundan çıkarılması talep edilince Şık, "Gün gelecek siz yargılanacaksınız, unutmayın bunu. Umarım siz kendiniz gibi bir mahkemede yargılanmazsınız" dedi. Ahmet Şık'ın savunmasının engellenmesinin ardından Murat Sabuncu ile Akın Atalay da savunma yapmaktan vazgeçti. Duruşmada ifade veren tanık Doğan Satmış, tutuklu Cumhuriyetçilerin yıllarca FETÖ'ye karşı mücadele ettiğini vurguladı.

 

Cumhuriyet Davası'nın 5'inci duruşmasında yaşananları anlık olarak canlı bloğumuzdan okuyabilirsiniz...

 

"Yeni KHK ilk Ahmet Şık'ı vurdu"                

 

Adalet hemen şimdi                

 

Canlı Blog

 

17.45 - Kararın açıklanmasının ardından Çağlayan Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı. Burada konuşan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu "Ahmet Şık'ın savunma hakkı çok açık bir şekilde engellendi. Bir süre sonra da duruşma salonundan çıkarıldı. Sanıksız bir duruşma ve kısıtlı avukatlarla götürülen bir tablo var. Burada hepimize çok özel görev düşüyor. Hukukçuların adalete sahip çıkması gerekiyor. Bizler avukatlar olarak bu ülkenin hafızasıyız. Birçok siyasetçiyi geride bıraktık, onlar gittiler" dedi.

 

"TEK BİR GAZETECİ TUTUKLU KALMAYANA KADAR MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ"

 

Ardından söz alan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ise "Görülen o ki Mart ayına atılan bu Cumhuriyet duruşması sanıksız olarak görülecek. Çünkü büyük ihtimal tek tip kıyafet uygulamalarını getirecekler. Ziyaretçi yasakları verecekler. Tek bir gazeteci tutuklu kalmayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Yenilmeyeceğiz buna eminiz" diye konuştu.

 

17.30 - Mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına ve bir sonraki duruşmanın 9 Mart 2018 saat 10:00 Silivri'de yapılmasına karar verdi. Mahkeme kararında, her bir hakimin ret sebepleri ile ilgili görüşünü sunmasına ve 28. Ağır Ceza'ya gönderilmesine, güvenlik nedeniyle duruşmanın Silivri'de yapılmasına ve 3 avukat sınırlaması getirilmesini hükmetti.

 

16.55 - Ara karar birazdan açıklanacak. Duruşma salonuna sadece avukatlar alınıyor.

 

16.17 - Duruşmaya yarım saat ara verildi. Aradan sonra karar açıklanacak.

 

16.15 - Akın Atalay da savunma yapmadı. Atalay, "Ben de gelişen yargı sürecine ve tanıklık beyanına ilişkin görüşlerimi erteliyorum. Bir an önce aşağıda yalnız bekleyen arkadaşımın yanına gitmek istiyorum. Ama siz tutukluluk konusunda karar vereceksiniz bir şey söylemek istiyorum.Sizin heyetiniz, bundan 10 gün önce Silivri Cezaevi Duruşma Salonunda 5 gün üst üste bir yargılama yaptı. Reina katliamı sanığının davası. Siz de sanığın ilk hedefinin Cumhuriyet gazetesi olduğunu iddianameden okumuşsunuzdur. Bizleri bombayı Cumhuriyet gazetesine atmaktan son anda vazgeçenlerle 30 metre ötede yatırıyorsunuz" dedi.

 

Atalay sözlerini Yahya Kemal'in, "Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi, / Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi" dizelerine atıf yaparak bitirdi: Tutuklu olmak değildir hayatımızın en müşkül işi / Müşkül odur ki hürriyetini ve haysiyetini kaybeden kişi.

 

16.00 - Genel Yayın Yönetmenimiz Murat Sabuncu: Dün tutuklulukta 15. aya girdim. Bir savunma hazırlamıştım, okumak istiyordum ama Ahmet Şık savunmasını yapamadığı için doğal olarak ben de yapmayacağım. İkimiz de çıkacağız ve savunma yapacağız diye bekliyoruz. Sizin gözlerinize hep dik baktık. Ahme Şık bu ülkedeki en dürüst gazetecilerdendir ve bu savunmayı yapabilseydi yine doğruları söyleyecekti. Sizden tek bir talebim var. Ahmet aşağıda tek başına. Ben de onun yanına inmek istiyorum. Bugün oğlumun doğum günüydü. Oğlum 21 yaşında.  Yurtdışında hukuk okudu. Ve bugün salona alınmadı Sayın Başkan.

 

15.50 - Av. Duygun Yarsuvat: Beş celsede toplanan deliller bize gösterdi ki tutukluluğa gerekçe gösterilen hususlar doğru değildir. Somut delillere göre tüzük değiştirildi deniyor. Hangi somut delil? Somut bir durum kalmadı. 'Dinlenmeyen sanıklar' dediniz, herkes kendi hareketlerinden sorumludur. Biri yurtdışından gelmediyse onun sorumluluğunu burada yargılayanlara yükleyemeyiz. Akın Atalay yurtdışından gelip teslim olmuştur, kaçma şüphesi yoktur. Tutuklama bir tedbir değildir. Hürriyeti kısıtlamaktır. Suç işlendiğine dair bir şüphe olacak, kaçma ya da delilleri karatma şüphesi olacaktır. Delilleri topladık. Ne delil karatma, ne kaçma şüphesi var. Deniyor ki 'örgüt üyesi olmamakla birlikte' bunu kalkıp herkese yapıştırabilirsiniz. Ahmet Şık neden yargılanıyor? Örgüt üyesi olmamakla birlikte FETÖ'cü örgüte yardım. Ahmet Şık FETÖ kumpasından içerideydi. Bir gerçek var ki, değiştiremeyiz: Bu siyasi bir davadır ve bu siyasi dava devam edecektir. Hukuk tarihi içindeki yerini siyasi davalar arasında alacaktır. Bakalım 5 sene sonra neler söylenecek. Tutuklu yargılanmalarına sebep yok. Tutuksuz yargılanmalarına karar verilmesi uygun olur. Eğer siz vermezseniz AİH böyle bir karar verecek, en azından o karardan önce siz verin. Hiç değilse yüzümüzün akıyla buradan ayrılalım.

 

15.45 - Mahkeme savcısı, firari sanıklar Can Dündar ve İlhan Tanır'ın yakalamasının infazının beklenmesi, adli kontrol talebi olanların adli kontrollerin devamı ile tutuklu sanıkların bir önceki ara karardaki koşullar ortadan kalkmadığı için tutukluluk haline devam edilmesi talebinde bulundu.

 

Mahkeme heyeti, reddi hakim talebinin usule uygun olduğunu ve acil işler dışında işlem yapmayacağını beyan etti. Mahkeme Başkanı "Reddi hakim" kararırının daha sonra değerlendirileceğini söyledi.

 

15.40 - Aranın ardından duruşmaya devam edildi.

 

Mahkeme Heyeti Başkanı Orkun Dağ: Anlaşılıyor ki Kayahan'ın şarkısı gibi bizimki kırık dökük bir aşk hikâyesi. CMK 28 uyarınca değerlendirme yapmak ya da red talebinin geri çevirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.

 

15.30 - Avukatlar, Ahmet Şık'ın savunma hakkının kısıtlanması ve başından beri soruşturma tarafsızlığına gölge düşürüldüğü gerekçesiyle reddi hakim talebinde bulundu. Duruşmaya 10 dakika ara verildi.

 

15.10 - Av Bahri Belen: İlkiz'in talebinin reddine ilişkin gerekçenizle ilgili değerlendirme yapmak istiyorum. Şık burada, duruşmadan çıkarılma öncesinde bağırmadı, çağırmadı, münasebetsizlik ve terbiyesizlik yapmadı, hakaret etmedi. Ama buna karşıın devletin Yargıtay başkanının, mahkemelerin durumuyla ilgili ve medyayla ilgili konuştu. Açılan dava gazetecilerin ve özellikle ülkenin en eski ve köklü gazetesi Cumhuriyet'in, bugüne kadar laikliği, demokrasiyi, özgürlüğü ve cumhuriyeti savunmuş. Bu davada Ahmet Şık'ın yandaş medya diye tabir ettiği medya etkili oldu. Yayınları dayanak olarak iddianameye kondu. İddianamenin dayanağı yine bu taraflı medya ise, o medyayla ilgili bugün Ahmet Şık, yarın diğer sanıklar, diğer gün biz müdafiiler buna bir şey diyemeyecek miyiz? Adil yargıyı etkileyen medyayla ilgili hiçbir şey diyemeyecek miyiz? AKP iktidarının gazeteleri ya da başka gazeteler Cumhuriyet gazetesini, haberlerini eleştirebilir. Buna diyebileceğimiz hiçbir şey yok. O zaman bugün Şık, yarın diğer müvekillerimiz, ertesi gün de biz bu medyanın söylediklerini, kimliklerini tartışacağız. Ahmet Şık'ın bu tehlikelerin olduğu ortamda adil yargılama isteme hakkı yok mu? Bu dosyada hem CMK'daki düzenleme hem de bağlı olduğumuz bu uluslarüstü düzenlemelere soruşturma başında uyuldu mu? Uyulmadı. Dava açıldı, savcılar buna uydu mu? Uymadı. Her seferinde duruşmadan bir gün önce soruşturmadan elini çekmiş ve bir ilgisi ve yetkisi kalmayan bir savcı tarafında belgeler sunuldu ve mahkemeniz de bu belgeleri dikkate aldı. Bunlar mahkeme konusunda ve mahkemenin kolektif muhakemesi için önemli olan iddianame açısından ciddi endişeler yarattı. Gerek yargıçlar, gerekse savcılar açısından bu görevi yapmalarından kaynaklanan masumiyet ve dokunulmazlık onların cübbelerine verilmiş bir imtiyaz değil. Cüppemle ilgili verilen dokunulmazlık benimle ilgili değil, temsil ettiğim kişinin hakkıyla ilgili bir dokunulmazlık. Masumiyet karinesi başta olmak üzere dokunulmazlıklar sizin imtiyazınız değil, vereceğiniz kararlar açısından adaletin korunması için verilmiş müdahaleler.

 

Belen, mahkeme heyetinin mahkemeden çekilmesini, aksi durumda reddi hakim talebiminde bulunacağını söyledi.

 

15.00 - Av. Fikret İlkiz: Ahmet Şık 12.01'de başladı, 12.07'de sona erdi. 'AKP ve siyasal iktidarı' dediği sırada ve bu davanın siyasi dava olduğunu söyledikten sonra susturuldu. Önceden sizle konuştuk. Pazarlık yaptık. "Savunma sınırlarını aşmayın" dediniz. Biz de "Savunma yapılsın, suç teşkil eden varsa savcılığa iletin" dedik. Tıpkı daha önce de olduğu gibi. Bu davanın siyasi dava olduğunu tüm duruşmalarda, oturumlarda söyledik. Bu bizim görüşümüz. İddianameye bağlı olarak söylediğimiz sözlerdir. Savunma olarak UYAP dışında da duruşmaya 1-2 gün kalmadan bazı kararları öğrenmemiz gerekiyorsa öğreniriz. Ne zaman yargıyla, medyayla ilgili bir görüşü söylese, AKP ve siyasal iktidar deyince durdurdunuz. Zaman kazanmak açısından beyanda mutabıktık. Ama şimdi CMK 203-204 diyorsunuz. Davranışları itibariyla. Ama davranışlarda, sözünü kesmenizde, duruşmadaki tavrında yargılamayı engelleyecek bir durum yoktur. CMK'ya göre savunma hakkı engellememek üzere dışarı çıkarılır. Daha ağırını savunma olarak ayrı ayrı söylediğimizi biliyoruz. Bu ne ki. Ahmet Şık sanıktır. Ahmet Şık'ın yeniden çağrılmasını, 6 dakikaya sıkıştırılmış herhangi bir savunma yerine o savunmayı yapmasını, sonra dilerseniz savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını istiyoruz.

 

Başkan Dağ: Bu talebiniz hukuki temele uygun.

 

Av. İlkiz: Tanıkların dinlenmesi açısından hazır bulunması gerekir.

 

Mahkeme savcısı: Şık'ın savunmasında, savunma ve iddiaya ilişkin bir ifade olmadığı, savunma hakkını kötüye kullandığından sanık vekilinin bu yöndeki talebinin reddedilmesi mütalaa olunur

 

Mahkeme Başkanı Dağ: Ahmet Şık'ın savunma içinde yer almayan, siyasal zemin oluşturan açıklamaların yargılamanın disiplinini bozacağı anlaşılmıştı. Bu salonun SEGBİS kayıtlarına yansıyan görüntülerde de net bir şekilde ortadadır. Ahmet Şık bugün salonda olmayacaktır.

 

14.50 - Duruşma yeniden başladı. Başkan Dağ: Ahmet Şık bundan sonra bu yargılama salonunda olmayacak. CMK 203-204 uyarınca bariz bir şekilde yargılamanın düzenini bozdu. Buna devam edeceğine şüphemiz yok. Ahmet Şık'ın protest bir adam olduğunu herkes biliyor, biz de biliyor. Burayı forumcu arkadaşlarıyla slogan atılan bir yer haline getirilmesi doğru değildir. Doğruları mümkün olduğu kadar yakalayıp bu yargılamayı sonuçlandırmayı tecelli ediyoruz.

 

Mahkeme Başkanı Orkun Dağ, daha sonra kendisini düzelterek "Ahmet Şık bu celsede olmayacak dedim" dedi.

 

14.00 - Duruşmaya avukat kısıtlaması getirildi. Her sanık için 3 avukat mahkeme salonuna girebilecek. Sarı basın kartı olmayan gazeteciler ile sanık yakınları da mahkeme salonuna alınmıyor.

 

12.15 - Mahkeme Başkanı Dağ'ın "Sözünü kesiyorum Ahmet Şık" demesi üzerine bir izleyici "Sen değil siz demeniz gerekir o sizin oğlunuz değil" diyerek müdahale etti. Başkan izleyiciyi salondan attırdı.

 

Ahmet Şık'ın savunmasına "siyasi" olduğu gerekçesiyle Mahkeme Başkanı Dağ tarafından izin verilmedi ve Şık'ın salondan çıkartılması istendi.

 

Ahmet Şık bunun üzerine davanın siyasi bir dava olduğunun altını çizerek, "Gün gelecek siz yargılanacaksınız, unutmayın bunu! Umarım siz kendiniz gibi bir mahkemede yargılanmazsınız" dedi.

 

Salonda "Ahmet çıkacak yine yazacak sloganları" atılması üzerine heyet duruşma salonunu terk etti.

 

Duruşmaya saat 14.00'a kadar ara verildi.

 

12.12 - Ahmet Şık: Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit'in yeni adli yılın açılışı vesilesiyle yaptığı konuşmadaki verilere göre ülke nüfusunun yüzde 8’i şüpheli durumda. Bu çok yüksek bir oran. Ama Yargıtay Başkanı Cirit’in yaptığı basit hesap hatasını düzeltmek gerekiyor. 0-15 yaş grubunda yer alanlarla akıl hastaları vb isnat yeteneği bulunmayan insanların oranı yaklaşık yüzde 25. Bir yüzde 10 da bedensel engelli ya da yatalak ve fiziken suç işleyemeyecek durumdaki insanlar var. Eğer, Yargıtay Başkanı’nın ifade ettiği gibi yaklaşık 7 milyon şüpheli varsa bu oransal olarak ülke nüfusunun yüzde 15’inin devlet nezdinde şüpheli görüldüğü anlamına gelir. Başka bir deyişle sokaktaki her 7 kişiden biri şüpheli.

 

Karşımıza çıkan tablo şöyle: Kötülüğünü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğünün sınırlarını genişleten de sadece kötülük oluyor. Çoğulculuğa değil çoğunlukçuluğa sırtını dayayarak memleketin kendinden olmayanlarına değişik biçimlerde ve düzeyde terörist muamelesi yapan bir iktidar var. Hakikati örtbas eden, gizlenen her gerçekle ortak geleceğimizin karartılmasına suç ortaklığı yapan bir medya var. Her şey gözlerinin önünde cereyan ederken korkuyla ya da konforunun bozulacağı endişesiyle suskunluk sarmalına hapsolmuş bir sessiz çoğunluk var. Hal bu iken, tamamen zalimliğe adanmış ve kötülüğünü şiddetle besleyen bir dikta rejiminde doğal olarak, özgürlüğün sınırlarını genişleten de sadece kötülü oluyor.

 

12.10 - Mahkeme Başkanı ara verilmesini istedi ancak Ahmet Şık "Ben beyanda bulunmak istiyorum, ondan duruşmanın devam etmesini istiyorum" dedi. Talep kabul edildi.

 

Ahmet Şık söz aldı ve görüntülü olarak sunum yapmaya başladı. Av. Fikret İlkiz heyete "Burada söylenecek bazı sözlerin sizle alakalı olmadığını önceden belirtmek istiyoruz" dedi.

12.05 - Mahkeme Başkanı Dağ: Saat 14.00-14.30 gibi Leyla Tavşanoğlu ve Mehmet Faraç tanıklık yapacaklarını iletti. Sonra iddia makamı mütalasını verecek.

 

12.00 - Başkan Dağ, MİT TIR'ları haberi toplantısıyla ilgili "Bununla ilgili beyanlarınızı da reddediyor musunuz?" sorusunu yöneltti.

 

Satmış: Hayır

 

Av. Belen: Toplantıda Akın bey de vardı dediniz. 'Tutuklanırsınız" lafını Akın bey mi söyledi

 

Satmış: Evet

 

Av. Belen: Buna rağmen gazeteciler bile bile mi yayın yaptı?

 

Satmış: Bu zaten toplantının konusudur. Biz gazetecinin tutuklanacağını bile bile yayın yapması tartışılan bir konu.

 

Av. Belen: Buna rağmen gazeteciler bile bile mi yayın yaptı?

 

 

Yıldıray Çınar'ın çizgileriyle Cumhuriyet Davası... Avukat Bahri Belen savunma yaparken

 

Satmış: Bu zaten toplantının konusudur. Biz gazetecinin tutuklanacağını bile bile yayın yapması tartışılan bir konu.

 

Savcı: Gazete yönetiminde, vakfın yönetiminde biri yayınlanmadan önce ya da sonra serzenişte bulunması gazeteciyi etkiler mi?

 

Satmış: Ertesi gün gazeteler çıkınca yüzbinlerce kişi okuyor. Yayından sonra olanlar gazete içinde de konuşulur. Etkisi olmaz.

 

Savcı: Akın bey yayın toplantısına katılıyor muydu?

 

Satmış: Hayır

 

Üye hakimin sorusu üzerine Satmış "Biz çalışırken gazetelerde yayın yönetmeni 1, yardımcı 2 numaraydı. Sonra haber müdürleri vardı. Akın bey, Aydın beyin yayın yönetmen yardımcısı üstünde etkili olmasını istedi. Ayrılan arkadaşlar bana başlarına Aydın beyin getirilmesini istendiğini söyledi.

 

Kim onlar sorusu üzerine Satmış, "Ayrılan ekip gazete içinde konuşan söylentileri aktardılar" dedi.

 

11.55 - Mahkeme Başkanı Dağ ara verileceğini söyleyince Ahmet Şık, "Ben beyanda bulunmak istiyorum, duruşmanın devam etmesini istiyorum" diyerek itiraz etti.

 

Dağ: Biz duruşma gereksiz yere uzamasın diye demiştik. Şık: Ben de o nedenle söylüyorum Duruşmaya devam ediliyor.

 

11.35 - Başkan Dağ: Röportajdaki sözlerin size ait olmadığını söylediler. Cezai girişimde bulundunuz mu?

 

Satmış: O yayının yapıldığı gün Twitter'den o sözlerin bana ait olmadığını yazmıştım. Ama tekzip yoluna gitmedim, çünkü gazeteci olarak 1 gazeteyi tekzip etmek bana uygun olmazdı.

 

Mahkeme savcısı: Röportajınızda MİT TIR'ları haberi var. "Bunu yayınlarsanız tutuklarlar" demiş bazı hukukçular. Kim onlar? Satmış: Akın bey, Bülent bey vardı. Savcı: Akın bey de mi toplantıdaydı?

 

Satmış: Evet

 

Av. Tora Pekin: 16 ay görev yaptığınızı söylediniz. Başlangıcını ve sonunu söyler misiniz?"

 

Satmış: 2015 Şubat - Haziran 2016'da bıraktım. Köşemin adı "son dakika" idi sanırım. Tek bir köşe yazdım, haftada bir yazdım. Duvar Yazıları'nı bir müddet anonim yazdık. Anonim yazılanlar genelde bir kişinin üstüne kalır, bir süre ben devam ettim. Köşede ismim yazmıyordu. Bir haftalık müddet için yazdı sonra yeniden çıkardık.

 

Av. Tora Pekin: Hem bazı gazetelerin sözlerini çarpıttıını söylediniz, hem Twitter'da yaptığınız bir açıklama var. "Söyleşi algı yaratmak için dönüştürülüp kullanıldı" dediniz. Size mal edilen açıklamalar sizin mi?

 

Satmış: Konuştuğum kişi 30 yıllık arkadaşımdı. Sohbet olarak gerçekleşti. Anlamını aşan sözler olabilir ama benim sözlerimdi. Mustafa Balbay'ın ayrılması bizim bulunduğumuz döneme rastladı. Vakıf seçimlerini medyaya yansıdığı kadar biliyorum. Balbay benim de içinde bulunduğum yazıişlerini suçladı. Yazıdaki "ele geçirme" sözünü vakfın yönetimindeki denge değişikliğini anlatmak için söyledim.

 

Av. Pekin: Akın Atalay 15 Temmuz'dan bir hafta önce bizim ekibi tasfiye etti" demişsiniz. Sizin ekibiniz kimdir?

 

Satmış: Dündar geldiğinde gazeteye geldim. 10-11 kişiydik. Sözü edilen dönemde gazeteden ayrıldım. Kastım odur.

 

Av. Pekin: "Siz Atalay'ın darbe girişimini bildiği imasında bulunuyorsunuz.

 

Satmış: Öyle mi? Öyle bir şey demedim. Biz Atalay ile yayın konusunda bir iki olay yaşadık ama bunlar hep gazetecilik faaliyetiyle ilgili şeyler.

 

Av Pekin: Gazete içi eleştiri ötesinde talimat söz konusu mu? Satmış: Hayır Av Pekin: "O dönemde [Haziran 2016] sizin dışınızda başka birinin işine son verildi mi?

 

Satmış: Hayır

 

Av. Pekin: Bu ekibin kendi istediği şekilde yayın yapmayacağını biliyordu" demişsiniz. Atalay'ın istediği yayın neydi?

 

Satmış: Onu bilemem. Benden sonra 10 arkadaş istifa etti. Akın bey yönetimin değişmesini, Aydın Engin'in daha etkili olmasını istiyordu.

 

Av. Pekin: Akın Atalay'ın isteklerine ilişkin somut bir görgünüz var mı? Satmış: Benim yok, istifalar bu şekilde yorumlanmıştı.

 

Av. Pekin: Ne gerekçeyle sözleşmeniz feshedildi?

 

Satmış: Yazılı gerekçe yoktu. Akın bey bir iki yazımdan şikayet etti. Bir de yurtdışı Türk Milli Takımı maçına şirket davetiyle katılmıştım, ondan dedi. Halbuki o geziye gazeteden 4-5 kişi daha gitmişti. İsimlerini hatırlamıyorum.

 

Av. Pekin: Bu gezi, ya da başka eylemleriniz nedeniyle Cumhuriyet Okur Temsilcisi tarafından eleştirildiniz mi?

 

Satmış: Evet, hatta kendisine espiri de yaptım "bu hafta beni yazmamışsın" diye. Bir iki defa eleştirildim.

 

Av. Pekin: Kim hangi haberin girilmesini istemedi?

 

Satmış: Can Dündar tutukluyken olayın gündemde kalması için haber yapıyorduk. Bu haberlerin çok olduğuna yönelik eleştiriler geldi ama biz buna uymadık.

 

 

Yıldıray Çınar'ın çizgileriyle Cumhuriyet Davası... Tanık Doğan Satmış duruşmada ifade verirken...

 

11.30 - Doğan Satmış: Röportajım bazı gazetelere yanış yansıdı. Ben bu arkadaşların FETÖ bağlantılı olduğunu söylemedim, buna inanmıyorum da. Bu arkadaşlar yıllarca FETÖ'ye karşı mücadele etmiştir. O sözler bana ait değil. Gazeteciliğin bu şekilde ağır cezalarda yargılanması dışarıya yansıması açısından da olumsuzdur. Bunu 35 yıllık gazeteci ve gazeteci meslek örgütlerinde yer aldığım için size aktarmak görevi bilinciyle geldim.

 

11.20 - Av. Fikret İlkiz: Zorla getirmeye yönelik bir kararınız var. Burada anladığımız, demek ki tanık Mehmet Faraç size gelerek hakkında verilmiş olan zorla getirilme iptalini beyan etmiş. Çünkü tezkerenizin dışında zorla getirilme kararının neden kaldırıldığı konusunda UYAP'ta herhangi bir dilekçe, belge, başvuru göremedim.

 

Mahkeme Başkanı Orkun Dağ: Katip arkadaşlarımız, sadece bu dosya için değil başkaları için de, tanıkları defaatle telefonla arıyoruz. Arandığında Mehmet Faraç bugün itibariyle geleceğini, dersinden ötürü belli 1 saatte hazır olacağını ama zorla getirme kararının zorluk yaratacağını söylemiş.

 

11.15 - Av. Ayhan Erdoğan: Sürecin hukuka uygun yürütülmediğini defalarca dile getirdik. Tüm ara kararlarda da rücu talebinde bulunduk. Çünkü mahkemenin ceza mahkemesi olamayacağını belirttik. Bugünkü tanık çağrılma usulünün de adil yargılamaya aykırı olduğu zabıtlara geçirsin isteriz. Aleyhte beyanda bulunan birinin, Doğan Satmış hakkında burada tarafsız beyanda bulunamayacağını, bu durumun da adil olmadığını kayıtlara geçirmek istiyoruz.

 

11.10 - Av. Bahri Belen: Başka yargılamalarda da 'yargılamayı uzatma' gerekçesiyle taleplerin kabul edilmediğini bildiğimiz için taleplerde bulunmadık. Ama daha sonra taleplerimizi dile getireceğiz.

 

11.00 - Duruşma başladı. Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, "Eksiklerimiz var. Bilirkişi raporları istemiştim emlak raporu geldi. Talep ettiğimiz tanıkların hepsi hazır olacak. Dijital materyaller konusunda 3 ayrı müzekkere yazdık ama inceleme yapılmadı. Dijital materyallerin bazılarının şifreleri bozuk, bazılarının yok denildi. Kemal Aydoğdu için yazılan müzekkereye cevap yok. Mahkememizin geldiği aşamada delil durumu budur. Ayrıca bir talep yoksa hazır olan tanık Doğan Satmış'ın beyanıyla devam etmek istiyoruz" dedi.

 

10.55 - Mahkeme salonunun kapıları açıldı. İzleyiciler içeri alındı.

 

9.30 - Gazeteciler, milletvekilleri, avukatlar, sivil toplum kuruluşları gazetecilere destek olamak için Çağlayan Adliyesi önüne geldi. Duruşma öncesi yapılan basın açıklamasına CHP Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Barış Yarkadaş, HDP Milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu ve Garo Paylan da katıldı.

 

 

"BU SÜREÇ, EN ÇOK DA FETÖ SANIKLARINA YARAYACAKTIR"

 

Adalet Nöbeti adına konuşan İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu, "KHK ile getirilen en vahim düzenleme 'resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına ve resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın' darbe teşebbüsü ve terör eylemlerinin bastırılması kapsamında hareket eden kişiler için getirilen cezasızlıktır. Peşinen ifade edelim ki, bu hüküm yok hükmündedir. Suç teşkil eden bir eyleme rağmen herhangi bir kişinin hukuken sorumlu tutulamayacağına ilişkin cezasızlık düzenlemesi hukuken genel mantığa ve felsefesine aykırıdır. Biz demokrasi özlemimizi hukuku temel kılarak ararken, dün 695. ve 696 sayılı KHK'lar ile getirilen bu yeni düzenlemeler, işimizi daha da güçleştirdi. Kısaca dünden bu yana yükümüz daha da ağır? Çünkü bu KHK'lar kanun hükmünde olsa bile hukuk hükmünde değildir. Savunma hakkı, böylesine yok sayılıp görmezden gelinince, adına yargılama dediğiniz o oturumların daha hızlı ve dilediğiniz şekilde yürüyeceğini sanıyorsanız bunların hepsi AİHM'den dönecektir. Bu süreç, en çok da FETÖ sanıklarına yarayacaktır. Hukuktan vazgeçerek adalet sağlanması olanağı yoktur. Avukatlar olarak mücadelemizi yılmadan sürdüreceğiz" dedi.

 

"SON İKİ KHK, HUKUK DEVLETİNİN TABUTUNA ÇAKILAN SON ÇİVİDİR"

 

Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran da, dün çıkarılan KHK'leri eleştirerek, "Ne yazık ki paramiliter güçler oluşturulmak için ön açıldı ve bilinçli yapıldı. Vatandaş vatandaşa kırdırılacak hale geldi. Bu ülkede kolluk güçleri yok mu da, vatandaşa böylesine bir yetki verilme çabasına girildi. Bunun bir iç savaşa götüreceğini tahmin etmiyorlar mı? Tam tersi tahmin ediyorlar. Bunlardan çıkan sonuç şudur; artık TBMM bitmiştir. OHAL artık uygulanan rejim haline gelmiştir. Anayasa Mahkemesi sadece adı olan bir mahkemedir. Üzülerek söylüyorum. Bu son iki KHK, hukuk devletinin tabutuna çakılan son çividir" ifadesinde bulundu.

 

"GİZLİ SAKLI BİRŞEY DE KALMADI ARTIK... ÖZGÜR BIRAKILSINLAR..."

 

DİSK Basın İş Başkanı Faruk Eren de, Akın Atalay ile Murat Sabuncu'nun 421 gündür, Ahmet Şık'ın 360 gün, Emre İper'in ise 263 gündür tutuklu olduklarına dikkat çekerek, "Herkes biliyor ki Cumhuriyet Gazetesi'ne başlatılan operasyon, tutuklamalar ve sonrasındaki yargılama süreci daha ilk günden itibaren kocaman bir yalandı. Gizli saklı bir şey de kalmadı artık. O yüzden tavsiyemiz; ülkenin daha fazla ne kadar rezil olabileceği hesabını yapmayı bırakıp arkadaşlarımıza özgürlüklerini iade etmenizdir" diye konuştu.

 

Eren, "Yarın akşam buradan dört arkadaşımızla ayrılmak istiyoruz. Ama asla bununla yetinmeyeceğiz. Tutuklu bütün gazetecilerin serbest bırakılmasını, ifade özgürlüğü kapsamındaki tüm davaların da düşürülmesini istiyoruz" ifadelerini kullandı.

 

Topluluk konuşmaların ardından duruşmanın görüldüğü mahkeme salonuna çıktı.

Kaynak: Editör:
Etiketler: gaziantephaberi,ahmet şık,gazeteci,yazar,akp,cumhuriyet,hakim,yargı,ankara,mi
Yorumlar
Haber Yazılımı