Haber Detayı
03 Ağustos 2018 - Cuma 18:15
 
10 Ekim davasında 9 sanığa 100'er kez müebbet hapis cezası verildi
10 Ekim Ankara Katliamı davasında 9 sanık 100'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırıldı.
GÜNDEM Haberi
10 Ekim davasında 9 sanığa 100'er kez müebbet hapis cezası verildi

 

10 Ekim Ankara Katliamının 10. grup duruşmalarında tüm itirazlara rağmen karar açıklandı. 100 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan 9 IŞİD sanığı ayrıca öldürmeye teşebbüsten 10 bin 557'şer yıl hapisle cezalandırıldı. 

 

Kamu görevlilerinin yargılanmadığı davada tutuklı sanıklardan tahliye olan olmadı. 

 

Hakkında müebbet hapis cezası verilen sanıkların isimleri şöyle: Abdulmubtalip Demir, Talha Güneş, Metin Akaltın, Yakup Şahin, Hakan Şahin, İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Hüseyin Tunç, Hacı Ali Durmaz. 

 

Sanıklar Esin Altıntuğ, Hatice Akaltın, Abdulhamit Boz, Yakup Yıldırım için alt sınırdan, sanıklar Burak Ormanoğlu, Suphi Alpfidan, Talha Güneş, Mehmedin Baraç ve Nihat Ürkmez hakkında "terör örgütü üyeliği" suçundan karar verildi. Erman Ekici için yöneticilikten ceza verildi.

 

Kararın açıklanmasının ardından küfür ve hakaret eden IŞİD sanıkları salondan çıkarıldı. 

 

Kararın açıklanmasının ardından mağdur aileler ve avukatlar dışarıda açıklama yapıyor. Katliamda hayatını kaybeden Şebnem Yurtman'ın annesi Şafak Yurtman fenalaştı. 

 

 

DOSYADA EKSİKLER OLMASINA RAĞMEN KARARINI AÇIKLADI

Davada Kamu görevlileri yargılanmıyor, sanıklar hakkında eksik bilgiler var, dosyaya hâlâ yeni deliller geliyor ama avukatların ve mağdur ailelerinin tüm itirazlarına rağmen mahkeme kararını açıkladı. 

 

KAMU GÖREVLİLERİ NEDEN YARGILANMALI, İHMALLERİ NELER?

103 kişinin öldüğü yüzlerce kişinin yaralandığı 10 Ekim Katliamı' davasında 19’u tutuklu 36 sanık yargılandı. Yargılama sürecinde kamu görevlilerinin de olayda ihmal ve sorumluluklarının bulunduğu belgelendi. Ancak tüm kanıtlara rağmen  9. tur duruşmasında mütalaasını veren savcı ‘sorumlu kamu görevlilerinin de yargılanması’ talebini reddetti. İşte o ihmallerden bazıları:

Miting öncesinde tertip komitesi, saat 08:00 - 16:00 arasında gerçekleşecek miting için Ankara Emniyeti’nden önlem alınmasını istedi. Ancak Emniyet, trafiği gerekçe göstererek miting saatini 12:00 - 16:00 olarak değiştirdi. 


Sağlık Müdürlüğü, iki ayrı patlamadan 5 dakika sonra ambulansların olay yerine ulaştığını söyledi. Yine patlama sonrasında 11 ambulansın hiç hasta almadığı, sadece 9 ambulansın yarım saat sonra olay yerine geldiği, ambulansların büyük bölümünün de olay yerinden 1 kilometre ötede beklediği ortaya çıktı. 


 Mitinge katılanların güvenliğini sağlamakla görevli polisler, yaşanan iki patlamanın ardından cehennem yerine dönen alandaki yaralıların üzerine biber gazı sıktı. TTB 10 Ekim Raporu’nda, gaz nedeniyle birçok yaralının öldüğünü söylendi. 
 Mülkiye Müfettişleri katliamda kamu görelilerinin ihmali olup olmadığına ilişkin ön inceleme raporu hazırladı. Rapor 11 kamu görevlisi hakkındaydı. Ankara Valiliği müfettişlerin “ihmali olabilir” dediği kamu görevlilerinin soruşturulmasına izin vermedi. 
Mülkiye Müfettişlerinin raporunda katliamın adım adım bilindiği şüphesi oluşturacak birçok delil vardı. Bombacılardan Yunus Emre Alagöz’ün kendini patlatacağına yönelik istihbarat bilgisi 8 Ekim 2015’de alınmış ancak 2 gün bekletilmişti. Bekletilen istihbarat 10 Ekim sabahı saat 09:28’de geçildi. Bu bilgi Terörle Şube Müdürlüklerinin (TEM) eline ise bombalar patladıktan 3 saat 44 dakika sonra ulaştı. 8 Ekim’de gelen istihbaratı TEM’e geç gönderen kişi ise Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç’ti. Dinç hakkında Mülkiye Müfettişleri bile soruşturma yürütememişti. Dinç, öldürülen gazeteci Hrant Dink davasında da istihbarat bilgisini paylaşmadığı iddiasıyla yargılanıyordu. 


10 Ekim Ankara Katliamı’na ilişkin takipsizlikle sonuçlanan kolluk ve mülki amirler hakkındaki soruşturma dosyasında ifadesi bulunan Ankara Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğü amirlerinden A.A, MİT, TSK ve Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve Terörle Mücadele Daire Başkanlıklarını önlem almamakla suçladı. AA, saldırıda kullanılan patlayıcının Antep’te hazırlandığını ve bu ilden çıkışla eylemin yapılması arasında 12 saatlik bir süre olduğunu, Ankara’ya gelene kadar neden durdurulmadıklarını sordu. 


Katliamdan 9 ay sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede ilgili kamu görevlilerine yer verilmedi. 
10 Ekim davasının ilk duruşması 7 Kasım 2016’da Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Tutuklu sanıklardan Yakup Şahin, “Polisler bana eline sağlık birkaç da çocuk ölmüş ama önemli değil deyip güldüler. Benimle selfie çektirdiler” dedi. 


IŞİD’in Gaziantep emiri olan ve örgütün Türkiye’deki saldırlarını organizen eden, örgüte bombacı bulan Yunus Durmaz’ın 2009 yılında El Kaide üyeliğinden sorgulandığı ve serbest bırakıldığı belirlendi. 


IŞİD’in teknoloji mecmuası emiri, ‘Ebu Musa’ kod adlı Ersen Çelik, Gaziantep Emniyeti’ne verdiği ifadede, Suriye’deyken MİT yetkilileriyle Whatsapp’tan yazıştığını, bombalı eylemleri gerçekleştirecek isimleri bildirdiğini ve yazışmaların halen kayıtlarda bulunduğunu söyledi. 


10 Ekim davasında tanık olarak ifade veren Cuma Dabanıyassı’nın, 10 Ekim davası sanığının ifadesiyle gözaltına alındığı, hakkında ayrı bir dava açıldığı ve 4 ay tutuklu kaldığı ortaya çıktı. 


Ankara Gar Katliamı bombacısı Yunus Emre Alagöz’ün telefonlarının polis tarafından dinlendiği, konuşmalarında “suç unsuru” bulunmasına rağmen yakalanmadığı ortaya çıktı.


10 Ekim Katliamı davasının 8. duruşmasında IŞİD’in Türkiye Emiri olduğu söylenen İlhami Balı’nın telefon tapelerinde bir askere “Bir isteğin var mı?” diye sorduğu, askerin ise “şıhım” diye hitap ettiği öğrenildi.

 

SON DURUŞMADA NELER YAŞANDI?- IŞİD SANIKLARI SAVUNMA YAPTI

10 Ekim Ankara Katliamı 10. drup duruşmaları sanık savunmalarının bitmemesi nedeniyle bir gün uzadı. Davanın son gününde konuşan Müşteki Avukatı Eylem Sarıoğlu bir gün önce Esin Altıntuğ’un Yakup Karaoğlu hakkındaki itiraflarının dikkate alınmasını istedi. Karaoğlu’nun IŞİD’in sadece üyesi değil, yöneticisi olduğuna işaret eden Sarıoğlu, Yakup Karaoğlu ile birlikte Nihat Ürkmez ve Mehmedin Baraç’ın örgüt yöneticiliği nedeniyle ek savunma yapmalarını istedi. Mahkeme bu talebi reddetti.

Davanın 54. celsesinde devam eden savunmalarda ilk olarak konuşan Hakan Şahin, Yakup Yıldırım’ın telefonunu şarjı olmadığı için kullandığını savundu. Katliamdan önce keşif için Ankara’ya gelmesi konusunda ise hastane için geldiğini iddia etti. Ağustos ayında aldığı aracı bilerek katliamda kullanılması için vermediğini öne süren Şahin, emniyet ve TEM şube müdürünün bu aracın idari işler için kullandığını kaydettiklerini söyledi. Yakup Şahin ise ek süre istediğini ama reddedildiğini belirterek, hangi avukata başvuruda bulunsa “vicdanen, baskıyla, korkuyla” kabul etmediklerini söyledi. Bir avukattan yararlanarak savunma yapmak istediğini ifade eden Şahin, yeniden ek süre istedi.

 

AMONYUM NİTRATA ‘AİLEYİ GEÇİNDİRMEK İÇİN’ DEDİ, 'FETÖ' SAVUNMASI YAPTI

Abdülhamit Boz, Abdülmuttalip Demir ve Hüseyin Tunç’un Avukatı olan Orhan Şahin, Yakup Şahin’in de vekilliğini almak istediğini söyledi. Hüseyin Tunç’ un amonyum nitratı eylem için değil, ailesini geçindirmek için taşıdığını öne süren Şahin, bilirkişi raporuyla amonyum nitrat kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesini talep etti. Hüseyin Tunç’ un 10 Ekim mitingi başvurusundan önce gübre taşıdığını söyleyen Şahin, IŞİD’in Antep’te bir düğünde gerçekleştirdiği katliama ilişkin de iddialarda bulundu. Katliamın Yunus Durmaz’ın ölümünden sonra olduğunu belirten Şahin, bu yüzden Yunus Durmaz’ın Kürtlerin yaşadığı bir mahalledeki düğüne saldırı yapmak istemesine ilişkin hard diskten çıkan notları da ‘FETÖ’cülerin sonradan eklemiş olabileceğini öne sürdü. Şahin katliama ilişkin delillerin ‘FETÖ’ tarafından üretildiği iddiasını, “Bombacıların geldiği araçların görüntülerindeki saatlerle de oynanmış” sözleriyle sürdürdü.

 

IŞİD SANIĞI AVUKATI DENİZ GEZMİŞ'İN İDAMINI ÖRNEK GÖSTERDİ

Yunus Durmaz’ın Hakan Şahin’e okul gideri için para göndermesinin söz konusu olamayacağını söyleyen Şahin, bu savını IŞİD’liler için okula gitmenin ‘ebedi cehennemlik’ olduğuna dayandırdı. Ardından Şahin’in “Bu ülkede daha önce de hatalar yapıldı. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Atıf Hoca efendi asıldı. Recep Tayyip Erdoğan şiir okuduğu için hapse atıldı” sözleri üzerine aileler  (Deniz ve Mahirleri kastederek) “Onların adını ağzına alma” diye tepki göstererek yuhaladılar.

 

KARAOĞLU’NUN YÖNETİCİ OLDUĞU İTİRAF EDİLDİ

Müşteki avukatlarından Eylem Sarıoğlu, Yakup Karaoğlu’nun savunması sırasında Esin Altıntuğ’un söylediklerinin mütalaaya dair beyanlarını doğruladığını söyledi. Karaoğlu’nun sınırdan insan getirme, evinde ağırlama, toplantılar yapma ve bu konularda başkalarına da talimat verdiğini belirten Sarıoğlu, Karaoğlu’nun sadece örgüt üyesi değil, yöneticisi olarak da yargılanması gerektiğini vurguladı. Karaoğlu’nun Halil İbrahim Durgun’un kaçmasını sağladığı için suça iştirakten de yargılanması gerektiğini dile getiren Sarıoğlu, Nihat Ürkmez, Yakup Karaoğlu ve Mehmedin Baraç’ın örgüt yöneticiliği nedeniyle ek savunma yapmalarını istedi. Hakim sanıkların savunmaları için ek süre taleplerini reddetti.

 

SON SÖZÜ ‘ALLAH’I VEKİL EDERİM’ OLDU

Ardından sanıklara karar öncesi son sözleri soruldu. Çoğu sanık daha önceki ifadelerini tekrar ettiklerini beyan etmekle yetinirken, bazı sanıklar son sözlerini söylediler. Burak Ormanoğlu, hakime “Vicdani olarak değil, somut delillere göre hareket edilmesini istiyorum” derken, Nihat Ürkmez Elazığ’ın küçük bir yer olduğunu ve bu yüzden örgüt yöneticisi olsa etrafında bilineceğini savundu. Polis baskınında kendisini patlatan IŞİD Emiri Yunus Durmaz’ın kardeşi Hacı Ali Durmaz da daha önceki beyanını tekrarladığını belirterek “Hasbinallah ve nimel vekil” (Allah’ım işlerimde seni vekil ettim) dedi.

 

'ANLATACAĞIM YOK' DEDİ AMA PİŞMANLIKTAN YARARLANMAK İSTEDİ

Suphi Alpfidan ise Yunus Durmaz’ın Kürt düşmanı olduğunu, onunla iş yapamayacağını belirterek mağdur olduğunu savundu. Pişmanlık yasasından faydalanmak istediğini açıklayan Alpfidan, ancak  kimin örgütte ne yaptığını bilmediğini iddia etti. Mehmedin Baraç, Bingöl il sorumlusu olmasına ilişkin beyana dair, gizli tanıkların dikkate alındığını söyledi. Başkasına ait IŞİD bayrağı  ve mektup nedeniyle kendisine ceza istendiğini öne süren Baraç, müşteki avukatların adalete istediğine inanmadığını savundu.

 

SANIKTAN HAKİME: ARKANIZI DÖNDÜĞÜNÜZ İÇİN UNUTMUŞSUNUZ

Yakup Karaoğlu’nun, “Birçok 28 aydır burada tutukluyum, insan hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Burada ayetler okundu, arkanızda ‘Adalet mülkün temelidir’ yazıyor. Arkanızı döndüğünüz için belki unutmuşsunuzdur” sözleri ise salondakileri güldürdü. Metin Akaltın da sadece binaya giriş görüntüsü olduğu için suçlandığını iddia ederken, Esin Altıntuğ başına gelenleri bugüne kadar açık bir şekilde anlattığını savundu. 13 Kasım gecesi eşinin yanına gittiği için pişman olduğunu belirten Altıntuğ, eşinin yaptıklarını bilmediğini öne sürdü. Sanıkların son sözlerinin bitmesi üzerine hakim karar müzakere için saat 17.00’ye kadar duruşmaya ara verdi. Aranın ardından mahkeme kararını açıkladı. (  Birkan BULUT /Ankara )

 

Kaynak: (Evrensel) - Evrensel Gazete Editör: Ali Vefa Yurdal
Etiketler: 10, Ekim, davasında, 9, sanığa, 100'er, kez, müebbet, hapis, cezası, verildi,
Yorumlar
Haber Yazılımı